Bartın Amasra’da 5 Günde Kömürlü Termik Santrale Karşı 20 Bin İtiraz Dilekçesi Toplandı

Bartın Platformu, Hema Entegre Kömür Santrali Projesinin ÇED raporunun kabul edilmesinin ardından verilen 10 günlük itiraz süresinin ilk 5 gününde 20 bin itiraz dilekçesi topladı.

Bartın-Amasra halkı termiğe karşı itiraz kuyruğuna giriyor…

Amasra’nın katline izin veren termik santral ÇED Raporu’na Bartın-Amasra halkının karşı çıkışı güçlenerek devam ediyor.  Hema Entegre Termik santrali ÇED Raporu’nun askıya çıktığı gün Bartın veAmasra’da masalar kurarak, halkın itiraz dilekçelerini toplamaya başladık. İtirazın son günü olan 24 Haziran Salı gününe kadar 30 bin dilekçeye ulaşmayı hedefliyorduk.

Halkımızın yoğun ilgisi nedeniyle ilk beş günde Bartın ve Amasra’da toplanan dilekçe sayısı 20 bini aştı.

Türkiye’de ÇED askı süreçlerinde bugüne kadar hiç yaşanmamış sayıda itiraz dilekçesine sadece ilk beş günde ulaşıldı. Şimdi hedef büyüterek 40-50 bin itiraz dilekçesine ulaşmaya çalışılacağız. Bunun için sağlıklı bir yaşam ve geleceği savunan Bartın-Amasra gönüllüleri harekete geçti. Köylerden, mahallelerde, sokaklardan, evlerden binlerce dilekçe Bartın Platformu’na gönüllüler aracılığıylaulaştırılıyor.

Bartın Platformu olarak, toplanan itiraz dilekçelerini 17 Haziran Salıgünü Bartın İl Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü’ne teslim etmeye başlayacağız. Saat 16.00’da müdürlük önünde dilekçelerimizi teslim etmek için toplanacağız. Tüm vatandaşlarımızı dilekçelerini teslim etmek için Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü önüne çağırıyoruz.

ÇED sürecinde Ankara’da satılan Amasra’yı tüm Bartın-Amasra halkının sağduyusuna emanet ediyoruz. Ankara’da farklı hesaplar yapılmış olabilir. Fakat biz kendi göbeğimiz kendimiz keseceğiz ve Amasra’nın katline izin vermeyeceğiz.

BARTIN PLATFORMU

Tarih: 17 Haziran Salı

Saat: 16.00

Yer: Bartın Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü Önü/ Vilayet ve Belediyeyanı/ Çatmaca Mevkii

Hazırlanan 12 farklı dilekçenin örneklerine http://karaatlas.org/raporlar/ bölümünden ulaşabilirsiniz.

Almanya’da Kömüre Geri Dönüş Yok.

Nükleerden vazgeçen Almanya’nın kömüre döndüğünü iddia ediyorlar. Heinrich Böll Vakfı’nın hazırladığı son rapor (The German Coal Conundrum) ise durumun öyle olmadığını gösteriyor.

Almanya kömüre dönmüyor

Soma’daki iş cinayetinin üzerinden bir ay geçti. Dört gün önce Şırnak’ta, yine bir kömür madeninde göçük meydana geldi ve üç işçi daha hayatını kaybetti. Görülüyor ki Soma’dan sonra maden ocaklarındaki denetim arttırılmamış. Enerji ve Çalışma bakanlarının ise hâlâ görevde olduğunu hatırlatmaya bile gerek yok. Halbuki mevcut durumu kontrol etmek için bir süreliğine de olsa tüm ocaklarda üretimin durdurulması ve gerekli kontrollerin yapılması gerekirdi. Fukuşima’daki nükleer kazadan sonra Japonya ülkedeki tüm nükleer santralleri kapattı. Neredeyse üç yıldır ülkede bir tek santral çalışmıyor çünkü denetim, yeni yasal düzenlemeler sürüyor. İşte bizim hükümetin ‘adaleti’ ve ‘kalkınma’ anlayışı bu kadar. Adaleti madende ölen işçiyi değil maden sahibini düşünüyor. Kalkınmak için de işçilerin ölmesi gerekiyor. Bir başka yazımda, AKP’nin ‘büyüme’ adında yeni bir tanrı yarattığını ve bu tanrıyı mutlu etmek için her gün dereleri, ağaçları, ovaları ve insanları ona kurban ettiğini yazmıştım. Soma bunun en büyük örneği oldu. Merak ediyorum, bunun putperestlikten ne farkı var?

Enerjide taşlar yerinden oynuyor. Özellikle elektrik üretiminde bu değişim çok hızlı gerçekleşiyor. Kömür dünyanın elektrik üretiminde en çok kullandığı kaynak ancak vazgeçilmez değil. Tüm mesele, kömürü yakarak ürettiğiniz elektriği, başka kaynaktan yakın fiyata ve çevreye daha az zarar vererek üretebilmek. Almanya bu konuda herkesin merakla izlediği bir ülke çünkü 2050’ye kadar elektrik üretiminin yüzde 80’inin yenilenebilir enerji dediğimiz, rüzgar, güneş ve biyokütle gibi kaynaklardan yapmayı hedefliyor. Fukuşima sonrası aynı anda 8 nükleer reaktörü kapattılar. Kalan dokuz reaktör de 2022 sonuna kadar kapanacak. Yıllardır temiz enerji bir ülkenin ana elektrik üretim kaynağı olamaz diyenler yanılıyor ve panik içinde masallar uyduruyorlar. Nükleerden vazgeçen Almanya’nın kömüre döndüğünü iddia ediyorlar. Heinrich Böll Vakfı’nın hazırladığı son rapor (The German Coal Conundrum) ise durumun öyle olmadığını gösteriyor.

ELEKTRİĞİN YÜZDE 24’Ü TEMİZ ENERJİDEN

Almanya’nın elektrik üretimi 625 milyar kilovatsaati (kWs) geçiyor, Türkiye’nin 2,5 katı. 2003 yılında taşkömüründen 147, linyitten 158 milyar kilovatsaat elektrik üreten Almanya, 2013 yılında aynı kaynaklardan sırasıyla 124 ve 162 milyar kWs elektrik üretti. Linyit aynı kalırken taşkömürü kaynaklı elektrik üretimi azaldı. Aynı dönemde doğalgazın payı değişmedi. Nükleer enerji üretimi ise 165 milyar kWs’ten 97 milyar kWs’e geriledi. Bu açığı da 10 yılda üretimi üçe katlanan yenilenebilir enerji kaynakları yaptı. 2003’te 46 milyar kWs olan üretim, 2013 sonunda 152 milyar kWs’e çıktı ve linyit yakan termik santralleri yakaladı. Almanya, üstüne üstlük elektrik ihracatını da ikiye katladı (33 milyar kWs). Resim ortada. 2013 sonunda yenilenebilr enerji kaynakları Almanya gibi bir sanayi devinin elektrik ihtiyacının yüzde 24’ünü karşıladı. Hedef 2025’te yüzde 40-45’i, 2035’de ise yüzde 55-60’ı tutturmak.

Enerji konusunda plan yaparken, bir başka ülkeyi birebir kopyalamak mümkün değil. Her ülkenin kendi kaynaklarına, tüketim modeline göre bir yol çizmesi gerekir. Bir kaynaktan vazgeçip diğerine geçmek zor ama Almanya örneği gösteriyor ki, kısa zamanda ciddi değişimler mümkün. Bizim gibi enerji üretim kapasitesini yeni kuran ülkelerde ise bu iş daha kolay. Eskiyi söküp yerine yenisini yapmayacağız. Yeni yapılanı doğru yapmak yetecek. Enerji yoğun işletmeleri, ağır sanayi ve bizden 2,5 kat daha fazla elektrik tüketimine rağmen Almanya bu değişimi yapabiliyorsa Türkiye’de yapabilir. Bizim sorunumuz, değişim yerine statükonun ülke yönetimine hakim olması. Ne bir değişim hedefi, ne de sorunları doğru tanımlayan bir politika mevcut. Göçük altında kalan madenciler de, sele kapılan kentliler de işte bu statükoyu savunan enerji politikalarının bir sonucu.

Özgür Gürbüz

Bu yazı http://ozgurgurbuz.blogspot.com.tr/2014/06/almanya-komure-donmuyor.html sitesinden alınmıştır.

Şırnak’ta Son 1 Haftada 2. Kömür Madeni Kazası: 3 İşçi Hayatını Kaybetti

Şırnak’ın Kemerli köyü yakınlarına bugün öğleden sonra maden kazası yaşandı, 3 işçi hayatını kaybetti.

Şırnak’ta son bir haftada 2. kez maden kazası yaşanıyor. Geçtiğimiz hafta yaşanan kazada 1 işçi hayatını kaybetmişti.

Kazada 3 işçi mahsur kaldı, olayın gaz sıkışması olduğu ve maske bulunamadığından kurtarma faaliyetlerinin başlayamadığı belirtiliyor.

Bugün gerçekleşen kazada hayatını kaybeden işçilerin isimleri ise şöyle:

Emin Baysal

Ahmet Baysal

Selahattin Uçar

Şırnak’ta Avgamasya köyü civarında kömür çıkarma çalışmaları yürütülüyor, bölgede yapılması planlanan kömürlü termik santral için maden faaliyetleri arttırılmaya çalışılıyor.

Amasra’da Planlanan Kömürlü Termik Santral’in Nihai Çed Raporu Kabul Edildi

Hattat Holding’e bağlı Hema Entegre Termik Santrali projesi için hazırlanan ÇED raporu Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından kabul edildi. 378 sayfalık ÇED raporunu değerlendirip itiraz etmek için Bartın halkının sadece 10 günü var.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yayınladığı duyuruda; Bartın ili Amasra ilçesinde planlanan Hema Entegre Termik Santrali projesinin nihai ÇED raporunun kabul edildiğini açıkladı.

378 sayfa olarak hazırlanan ÇED raporu için itiraz süresi ise 10 gün olarak belirlendi. İtiraz etmek için aşağıdaki iletişim bilgileri kullanılabilir.

Bartın ÇED ve Çevre izinlerinde Sorumlu Şube Müdürlüğü

İletişim: [email protected]

Telefon: 0378 227 55 65

ÇED raporu: için http://www.csb.gov.tr/db/ced/editordosya/HEMA_TS_NIHAI_CED_RAPORU.pdf

Bartın Platormu’nun konuyla ilgili yaptığı açıklama ise şöyle:

Amasra’yı ve Geleceğini Düşünenlere Çağrı…

Hema Entegre Termik Santrali ÇED sürecinde nihai raporunhazırlandığını ve kamuoyunun görüşlerine sunulduğunu bugün öğrenmişbulunmaktayız. ÇED sürecinde yaptığımız bütün itirazlara rağmen ÇEDraporunun bu şekilde nihayetlendirilmesinin, başından beri usulsüz birşekilde devam ettirilen ÇED sürecinin, yine hukuk ve usullerizorlayarak bu hale getirilmesinden kaynaklandığını düşünüyoruz.

Bartın Platformu olarak ÇED sürecinin bu hale geleceğini 8 Mayıs 2014tarihinde Ankara’da yapılan “3. İnceleme Değerlendirme Toplantısı”ndanberi öngörüyorduk ve bu konuda hazırlıklar yapıyorduk. Bu karar ÇEDsürecinin olumlu sonuçlandığı anlamına değil, Ankara’daki belliçevreler açısından bu sürecin olumlu sonuçlandırılmak istendiğianlamına gelmektedir. Bartın-Amasra halkı olarak bu kumpasıbozacağımıza inanıyoruz.ÇED süreci henüz bitmemiştir.

ÇED Nihai Raporunun askıda kalacağı 10iş günlük süre çok önemlidir. Bu süre içinde Bartın-Amasra halkıolarak gereken tepkiyi en iyi şekilde vermeye çalışacağız. Bartın Platformu’nun bileşeni olan belediye başkanı, dernek, oda, sendika,siyasi parti, muhtar, il genel meclisi veya belediye meclisi üyesiherkesi ve tüm halkımızı bu süre içinde işini gücünü bir yana bırakıp,yapacağımız eylemlere güç vermeye çağırıyoruz. Sesimiz öyle güçlüolmalı ki, yöremizin geleceğini yok etmeye yönelik kumpasın kurulduğuAnkara’dan duyulmalı.Çağrımız Amasra’yı sevene, geleceğinin yok edilmesine izin vermeyecek olanadır.

Saygılarımızla.

Bartın Platformu

Amasra’da Termik Santrale Karşı 4 Km’lik İnsan Zinciri

5 Haziran Dünya Çevre gününde, Amasra’daki esnafların kepenk kapatmasının ardından akşam saatlerinde bir araya gelen Amasralılar Termiksiz Yaşam İstiyoruz diyerek insan zinciri eylemi düzenlediler.

Eylemi düzenleyen Bartın Platoformu’nun açıklamasını aşağıda bulabilirsiniz.

BARTIN PLATFORMU BASIN AÇIKLAMASI

(5 Haziran 2014)

 

UNESCO DÜNYA MİRASI AMASRA’YI

ANKARA’DA SATTIRMAYACAĞIZ…

Uzunca bir süredir Amasra ve Bartın üzerinde dönen kara bulutlarla mücadele etmekten yılmadık, usanmadık. Çeşitli oyunlarla, seçim arifelerinde dönen dolaplara ve bizzat devletin en üst kademesindekinden yereldeki bürokratına kadar süregelen usulsüzlüklere sessiz kalma sorumsuzluğuna karşı yılmadık, Amasra’ya sahip çıkma adına yılmayacağız…

Kendi yaşamı ve eş-dost-yakın akraba ve çocuklarının dahi geleceğini karartacak termik santral girişimlerine, başta yerel politikacı ve bürokratlar olmak üzere bugün sessiz kalanlar, elbet bu ihanetin hesabını vereceklerdir. Adına Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) denilen ve yasalar ve yönetmeliklerle güvence altına alınan konularda bile, devletin işleyişini sulandıran girişimlere ortak olanları tanıyoruz ve onlardan nasıl hesap soracağımızı da çok iyi biliyoruz. Daha önce beş kez iptal olmuş ÇED sürecini; Ankara’da dönen dolaplarla, kimi zaman başvuran şirketin, kimi zaman termik santralin adını değiştirerek, hep aynı yere farklı yermiş gibi işlem yaparak, para karşılığı hazırlatılmış bilimselliği kuşkulu raporlar hazırlatarak ve bürokratlar üzerinde kurulan baskılarla devlet kurumlarının görüşlerini değiştirterek olumlu sonuçlandırmaya çalışıyorlar. Fakat, boşuna uğraşıyorlar. Halkın tepkisine ve daha önceki iptallere rağmen, devletin planlarının karşı olduğu, hukuka aykırılık oluşturan bu termik santral girişimini bu usulsüz yöntemlerle sürdüremezsiniz. Hemşeriniz politikacıları, hukuku ve devletin kurallarını çiğnetmek için daha ne kadar kullanacaksınız?

Kömürün memleketi, kömürle hayatını kazanmış ama birçok da kayıp vermiş biz Bartın-Amasralılar, bölgemizde bu zenginliğin farkında olarak hiçbir zaman kömürün çıkarılmasına karşı durmadık. Turizmin bölgemizdeki önemini bilen ve ona yatırım yapanlar olarak da bölgemizin sahip olduğu doğal ve kültürel değerlerin farkındayız. Tüm dünyanın yakından izlediği ve yakın geçmişte sahip olduğu koruma vasıflarının yanında UNESCO tarafından Dünya Geçici Miras Listesi’ne alınmış Amasra’mızı, salt kar amacı güttüğü için hemşerilik ilişkileri ile kamu düzenini bozan şirkete yedirmeyeceğiz. Tüm dünyanın yakından izlediği ve Foça, Çandarlı, Galata Kulesi ve Yoros Kalesi ile Sinop kalesinin de içinde bulunduğu dünya mirasımızın basit kar hırslarına kurban edilmesine izin vermeyeceğiz.

Bugün 5 Haziran Dünya Çevre Günü. Bugün doğa ve tarih hazinesi Amasra’nın karşı karşıya olduğu çevre faciasına kamuoyunun dikkatini çekmek için toplandık. İnsan zincirimizi UNESCO Dünya Mirası Amasra Kalesi’nden başlatıp, bu güzellikleri dünyaya rezil edecek termik santralleri yapmak istedikleri yere kadar uzattık. İşin garip tarafı Amasra’yı UNESCO Geçici Miras Listesi’nden kalıcı miras listesine sokmak için bizzat devlet tarafından çalışmalar yapılıyor. Bu çalışmada önderliği Kültür ve Turizm Bakanlığı yapıyor. Bu ne biçim çelişkidir ki, aynı bakanlık termik santrallerle ilgili ÇED sürecinde verdiği bakanlık görüşünde; yörede tarih ve turizm adına önemli bir değer olmadığını belirtip, termik santral için olumlu görüş veriyor. O halde bakanlık bu görüşe sahipken halkın parasını Amasra’nın tarihi bir değer olduğunu kanıtlamak için neden harcıyor? Neden boş yere çaba harcıyor? Atalarınız size miras olarak Amasra Kalesi’ni bırakmıştı, siz torunlarınıza termik santralin yok ettiği doğa ve tarihten başka ne bırakacaksınız?

Amasra’nın termik santralle katline ortak olanların ya da sorumluluklarını yerine getirmeyip bu sürecisessizce izleyenlerin 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde vereceği göstermelik çevre mesajlarının, bu mesaj sahiplerini komik duruma düşüreceği çok açıktır. Onlara tek diyeceğimiz, göstermelik mesajlar yerine, öncelikle Bartın-Amasra halkına ve Amasra’ya karşı sorumluluğunuzu yerine getirip, termik santral ÇED sürecinin bir an önce olumsuz sonuçlanması için harekete geçin.

Bartın-Amasra halkı olarak yıllardır sürdürdüğümüz mücadelemizin bugün ne başlangıcında, ne de sonunda olmadığımızı herkes biliyor.Bunu politikacılar, kamu yöneticileri ve Hattat Holding sahiplerine bir daha iletmek istiyoruz. Ankara’da masa başında aldığınızı düşündüğünüz zafer, sizin için ancak bir Pirüs Zaferi olabilir. Bartın-Amasra Halkının tepkisini bundan sonra daha sık ve güçlü şekilde duyacaksınız. ÇED sürecindeki sahtekarlıkları ve bu sahtekarlığa ortak olanları bir bir deşifre edeceğiz. 3000 yıllık Amasra’yı, kimsenin Ankara’da satmasına izin vermeyeceğiz. Kampanyalarımızda topladığımız imzaları ve çağrımızı artık tüm ülkeye ve dünyaya yayılmış destekçilerimizle, bir yandan da hukuki mücadelemizle birlikte Bartın-Amasralılar olarak daha yüksek sesle kamuoyuna ileteceğiz.

Bugün Amasra esnafının termik santrale tepkisini göstermek için hayata geçirdiği %100 katılımlı kepenk kapatma eylemine şapka çıkarıyoruz. Kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz dostlar. Kaderimizi başkalarının eline bırakmadan yaşadığımız yere birlikte sahip çıkacağız. Bugün burada esnafımızın ortaya koyduğu tepkilerin ve Bartın-Amasra halkının oluşturduğu Gömü Köyü’nden Amasra’ya uzanan insan zincirinin gün geçtikçe güçleneceğini, Amasra’nın işgaline ve talanına izin vermeyeceğimizi, sadece paragöz işadamlarının, iş birlikçi politikacıların ve koltuk sevdalısı bürokratların değil, tüm dünyanın bilmesini istiyoruz.

Bu memleket satılık değil, Amasra’yı sattırmayacağız.

Bartın Platformu

5 Haziran 2014

Amasra’da Termik Santrale Karşı İnanılmaz Eylem: Bütün Esnaf Kepenk Kapattı

Hattat Holding’in Bartın-Amasra’da kurmak istediği kömürlü termik santrale karşı Amasra’daki esnaflar kepenk kapattı.

Hattat holding, 1999 yılından bu yana Unesco Dünya Kültür Mirasi listesinde bulunan Bartın-Amasra’ya kömürlü termik santral yapmak istiyor. Bartın platformu ise bu termik santralin kurulmasını istemiyor. Hattat holding defalarca başvurmasına rağmen Çevre Bakanlığından Çed raporu alamamıştı ancak geçtiğimiz ay yeniden yapılan toplantıda olumlu ÇED raporu için sinyaller verildi.

Bartın Platformu bu duruma dikkat çekmek için bugün 5 Haziran Dünya Çevre gününde Amasra’da insan zinciri düzenliyor, bunun öncesinde ise şehirdeki tüm esnaflar kepenk kapatıp, dükkanların camına “termiksiz yaşam istiyorum” afişleri asarak eyleme destek veriyor.

05/06/2014

Bartın-Amasra’da Termik Yaşam İçin İnsan Zinciri

Bartın Platformu, Amasra’da yapılması planlanan termik santrale karşı 5 Haziran Dünya çevre gününde insan zinciri düzenliyor.

Hattat Holding’in defalarca iptal edilen ÇED süreçlerine rağmen Bartın-Amasra’da kurmak istediği kömürlü termik santral her defasında Bartın halkının tepkisiyle karşılaşıyor.

Unesco’nun geçici miras listesinde bulunan Amasra, tarihi ve turistik güzellikleriyle Türkiye’nin sayılı güzel bölgelerinden biri. Hattat Holding 1999 yılından bu yılına bölgede kömürlü termik santral yapmak istiyor ama Bartın ve Amasra halkı şirkete izin vermiyor.

5 Haziran Dünya Çevre gününnde düzenlenecek etkinliğin başlama saati 18:00.

Etkinliğe katılmak ve detaylı bilgi almak için Bartın Platformu’nu twitterda takip edebilirsiniz: https://twitter.com/bartinplatformu

02/06/2014

Greenpeace’ten Rapor: Sessiz Katil Kömür

Greenpeace’in yayımladığı ‘Sessiz Katil’ adlı yeni rapor, kömürlü termik santrallerin insan sağlığına etkilerini inceliyor. Rapora göre Türkiye’de kömürlü termik santraller, trafik kazalarından daha fazla can alıyor.

28 Mayıs 2014, İstanbul Greenpeace Akdeniz’in yayımladığı ‘Sessiz Katil’ adlı yeni rapor, Türkiye’de kömürlü termik santrallere bağlı hava kirliliğinin, trafik kazalarından daha fazla ölüme neden olduğunu ortaya koydu. Stuttgart Üniversitesi’nin hava kirliliği modellemesi kullanılarak hazırlanan rapora göre Türkiye, kömürlü termik santrallere bağlı erken ölümler sıralamasında, bütün AB ülkelerini geride bıraktı.

Greenpeace tarafından bugün düzenlenen bir basın toplantısıyla duyurulan rapor, Türkiye’de 2010 yılı itibariyle var olan 19 kömürlü termik santralin insan sağlığına etkilerini incelemesinin yanı sıra, Türkiye’de planlanmış veya izin aşamasındaki santrallerin tahmini etkilerini de ortaya koyuyor.

Basın toplantısında, Greenpeace Uluslararası Enerji Uzmanı Lauri Myllyvirta, Greenpeace Akdeniz İklim ve Enerji Kampanyası Sorumlusu Pınar Aksoğan, Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi Kıdemli Uzmanı Ümit Şahin ve Bartın Platformu kurucusu Prof. Dr. Erdoğan Atmış konuşmacı olarak yer aldı.

Soma’da kömür madeninde yaşanan faciadan büyük bir üzüntü duyduklarını ve yaşananların ve nedenlerinin unutulmasına asla izin vermeyeceklerini ifade eden Greenpeace Akdeniz İklim ve Enerji Kampanyası Sorumlusu Pınar Aksoğan,“Kömür, sadece yer altından çıkarılırken can almıyor. Kömürlü termik santraller, adeta sessiz birer katil gibi, kalp-damar, solunum yolu rahatsızlıkları ve astım, kanser gibi hastalıklara neden olarak, sessizce can almaya devam ediyor. Örneğin Soma Termik Santrali’nin neden olduğu hava kirliliği, sadece 2010 yılında 13.400 yaşam yılı kaybına neden oldu” dedi.

7900 erken ölüm

Rapordaki araştırma sonuçlarına göre, Türkiye’de sadece 2010’da,çalışmakta olan 19 tanekömürlü termik santralden kaynaklanan hava kirliliği7900 erken ölüme yol açtı. TÜİK verilerine göre aynı yıl trafik kazalarından ölenlerin sayısı ise 4045. Santrallerden kaynaklı hava kirliliğine maruz kalan insanların ömrüyaklaşık 10 yılkısaldığından, toplamda yaklaşık79 bin yaşam yılı çalınmış oldu. 2010 yılı itibariyle yapılması planlanan ya da izin aşamasında olan 42 tane kömürlü termik santralin kurulması halinde ise, yaşamlardan çalınan yıllara 34 bin yıl daha eklenecek.

Aksoğan,“Bu raporun verilerini kullandığı 2010 yılından bugüne, planlanan ve izin aşamasında olan kömürlü termik santral sayısı 42’den 80’e çıktı. Oysa Türkiye’nin atmosferinde bir tek daha kömürlü santrale yer yok. Kömürün insan sağlığına yarattığı zararlı etkinin önüne geçmenin tek yolu, artık yeni kömürlü termik santrallere izin verilmemesi ve var olan santrallerin aşamalı olarak kapatılması. Bunun yapılabilmesi için, Enerji Bakanlığı’nın artık yenilenebilir enerjiler ve enerji verimliliğini öncelik haline getirerek, kendisine bir yol haritası belirlemesi ve bu yol haritasını uygulamaya başlaması gerekiyor”dedi.

Greenpeace’in Avrupa Yenilenebilir Enerji Konseyi ve Dünya Rüzgâr Enerjisi Konseyi ile birlikte hazırladığı Enerji [D]evrimi raporu, Türkiye’nin 2040’a kadar elektrik ihtiyacının %85’ini yenilenebilir enerjilerden karşılayabileceğini gösteriyor.

Rapora ulaşmak için: http://www.greenpeace.org/turkey/tr/press/reports/sessiz-katil-raporu-270514/

Yaşam yılı kaybı nedir:Almanya’daki Stuttgart Üniversitesi, hava kirliliğinden kaynaklanan ölüm sayısını erken ölümler sebebiyle kaybolan yıl sayısına dönüştürüyor. Raporumuzda da kullanılan bu modele göre, parçacık kirliliğinden dolayı bireyin ömrü 11 yıl, ozon gazına maruz kalanların ömrü 9 ay kısalıyor.
Detaylı bilgi için: Pınar Aksoğan, Greenpeace Akdeniz İklim ve Enerji Kampanyası Sorumlusu, [email protected] 0 533 499 30 47

Gülçin Şahin, Greenpeace Akdeniz İletişim Sorumlusu, [email protected] 0 530 963 10 91

28/05/2014

Panel: İzmir’de Kömürlü Termik Santallerin Etkileri Tartışılacak

EGE TEKNOLOJİ VE BAŞARI VAKFI: FOSİL YAKITLARIN ALTERNATİFİ YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARI

Bu panelde temel olarak, fosil yakıt kullanımı ve bunun yarattığı toplumsal ve çevresel etkilere karşı yenilenebilir enerji kaynaklarının alternatif olarak kullanımı tartışılacaktır. Öncelikle, fosil yakıtlardan en temeli olan ve özellikle termik santrallerde elektrik enerjisi üretiminde ve ısınmada kullanılan kömürün kullanımı sonucunda ortaya çıkan çevresel ve toplumsal etkiler tartışılacaktır. Bu bağlamda, kömür kullanımının yarattığı hava kirliliği, asit yağmurları, sera etkisi ve küresel gibi konulara değinilecektir. Buna karşın yenilenebilir enerji kaynaklarından olan ve fosil yakıtlara karşı alternatif olan, güneş enerjisi, rüzgar enerjisi ve biyogaz kullanımı ayrı, ayrı tartışılacak ve bu enerji kaynaklarının, fosil yakıtların yarattığı olumsuz çevresel ve toplumsal etkilere karşı nasıl alternatif oluşturdukları ayrıntılı olarak tartışılacaktır.

Panele katılan konuşmacıların hepsi kendi alanlarında uzman olan ve üniversitede bu konularda ders veren öğretim üyeleri olup, kendi konularında çok sayıda araştırma gerçekleştirmişler ve yayın yapmışlardır.

30.05.2014 CUMA

KONAK BELEDİYESİ PROF.DR.TÜRKAN SAYLAN KÜLTÜR VE SANAT MERKEZİ BENAL NEVZAT SALONU

SAAT:14.00-18.00

PROGRAM

14.00-14.15 AÇILIŞ VE KAYIT

14.15-14.30 AÇILIŞ KONUŞMALARI

1.OTURUM 14.30-15.30

OTURUM BAŞKANI

PROF. DR. MUAMMER TUNA Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi, Sosyoloji Bölümü

KÖMÜR İLE ÇALIŞAN TERMİK SANTRALLERİN ÇEVRESEL VE TOPLUMSAL ETKİLERİ

DOÇ. DR. FARUK ŞEN

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi

RÜZGAR ENERJİSİ VE TÜRKİYE’NİN DURUMU

YRD. DOÇ. DR. RÜŞTÜ EKE

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi, Fizik Bölümü

GÜNEŞ ENERJİSİNİN HASADI

ARA 15.30-15.50

2.OTURUM 15.50-16.50

OTURUM BAŞKANI

MUAMMER TUNA

Farız Taşdan

FutureCamp Türkiye

Güneş Enerji Projeleri çerçevesinden lisansız elektrik üretim projelerinde yaşanan gelişmeler ve sıkıntılar

Yrd. Doç. Dr. Melih Soner Çeliktaş

Ege Üniv. Güneş Enerjisi Enstitüsü

BİYOKÜTLE ENERJİ TEKNOLOJİLERİ VE BİYOÜRÜNLER

Kutlukhan Kaynakçıoğlu

Ütopya Elektrik Üretim Limited Şirketi Genel Koordinatörü

RÜZGAR ENERJİSİ PROJELERİ YER SEÇİM KRİTERLERİ

SORU CEVAP 16.50-17.20

KOKTEYL 17.20-18.00

27/05/2014

Güncelleme: Soma’da Kömür Ocağında Kaza: 201 Ölü, Hala Mahsur Kalanlar Var

Manisa’nın Soma ilçesinde bir kömür ocağında meydana gelen kaza sonucu şu ana kadar 201 işçinin öldüğü, yüzlerce işçinin madende mahsur kaldığı öğrenildi.

Yaklaşık 15 bin kişinin kömür madenlerinde çalıştığı Manisa’nın Soma ilçesinde meydana gelen kömür ocağı kazasında yerel muhabirlerden ediğimiz bilgilere göre 4 işçi hayatını kaybetti, yüzlerce işçi göçük altında mahsur durumda.

2013 yılında 5 bin işçinin iş kazası geçirdiği Manisa’nın Soma ilçesinde Ak Parti milletvekiline göre kazada 20 işçi hayatını kaybetti ancak yerel muhabirlere göre bu rakam şu an için 4.

AFAD’tan gelen yeni bilgilere göre ölü sayısı 17.

Enerji Bakanı Taner Yıldız’ın açıkladığı son rakam ise 201 ölü.

Son yıllarda Enerji Bakanı’nın “Temiz Kömür” söylemiyle beraber artan kömürlü termik santral yatırımları, kamür madenleri açılmasını da beraberinde getiriyor.

Sağlık sistemine getirdiği yük, işçi ölümleri ve çevreye verdiği zarar riskleri görmezden gelinerek söylenen “Temiz Kömür” yatırımları bir an önce durdurulmalıdır, Türkiye yeni bir enerji politikası belirlemelidir.

Gelişmeleri aktarmaya devam edeceğiz.

Fotoğraf: Anadolu Ajansı

13/05/2014