İskenderun Körfezinde Planlanan 4 Termik Santralin Lisans Başvurusu Reddedildi.

Erzin Termik santral karşıtı haklı mücadelemiz sonucunda bölgemizde lisans başvurusunda bulunan 4 santralin başvurusu reddedilmiştir.Bunlar;

                                              BASIN AÇIKLAMASI

Herşeyden önce dün(10 Ekim Cumartesi) insanlık dışı bir katliam sonucu hayatlarını kaybeden vatandaşlarımızın yakınlarına sabır, millletimize başsağlığı diliyoruz.Bu katliamın tüm yönleriyle aydınlatılmasını bekliyor ve talep ediyoruz. Ankara’da toplanan sivil toplum örgütleri sadece barış için değil, doğayı insan yaşamını savunmak için de oradaydı.

Erzin Termik santral karşıtı haklı mücadelemiz sonucunda bölgemizde lisans başvurusunda bulunan 4 santralin başvurusu reddedilmiştir.Bunlar;

1 -Hatay İli Erzin İlçesinde Burnaz Elektrik Üretim A. Ş. tarafından lisans başvurusunda bulunulan 300 MWe Kurulu Güçte Burnaz Kömürlü Termik Santrali 2 -Hatay İli Erzin İlçesi Aşağı Burnaz Mevkiinde Egemer Elektrik Üretim A. Ş. tarafından lisans başvurusunda bulunulan 1200 MWe Kurulu Güçte Mert Kömürlü Termik Santrali 3 -Hatay İli Dörtyol İlçesi Yeniyurt Mevkiinde Kamertan Madencilik ve Elektrik Üretim A. Ş. tarafından lisans başvurusunda bulunulan 300 MWe Kurulu Güçte Taha Kömürlü Termik Santrali 4 – Hatay İli Erzin İlçesi Yeşiltepe köyünde Zorlu Enerji tarafından lisans başvurusunda bulunulan 7.2 MWe lik Doğal Gaz santrali’dir.

Şu anda geçerli lisansa sahip 900 MWe lik BENDİS enerji-Selena Kömür santrali için firmanın aldığı ilkÇevre Etki Değerlendirme Raporu’nu (ÇED)açtığımız dava sonucunda yetersiz olduğu gerekçesi ile mahkemece iptal edildi.Firmanın yargı süreci tamamlanmadan acele bir şekilde ikinci kez aldığı ÇED raporuna karşı 2015 yılı içinde yine dava açtık ve mahkemenin yaptırdığıbağımsız bilirkişi heyeti raporuikinciÇED’in de yetersiz olduğu yönünde geldi.

Yargılamalar göstermiştir ki bilirkişilerce yetersiz bulunan veya mahkemece iptal edilen ÇED raporları tamamen bilime, hukuka ve gerçeklere aykırı düzenlenmektedir.ÇED raporlarının düzenlenmesi aşamasında olumlu görüş bildiren, itiraz etmeyen kamu kurumlarının da bu işlemleri hukuka bilimsel gerçeklere aykırı olarak gerçekleştiği ortaya çıkmıştır.

Reddedilen lisanlar, iptal edilen ÇED raporları, yetersiz olan mevcut mevzuata bile bilirkişi tarafından aykırı bulunan ÇED raporları yaptığımız mücadelenin ne kadar haklı olduğunun kanıtlarıdır.

Yine yaptığımız hukuki mücadele ilekümülatif etkikonusunu içtihat haline getirdik.Ancak hala kümülatif etki hesabı konusunda mahkemelerin verdiği kararlara uyulmamaktadır.

Toplumsal maliyethesabı ise tüm ısrarlarımıza rağmen hala yok sayılmaktadır.

Bilirkişi heyetlerinde,ÇED düzenleme ekibinde, hiçbir zaman bir tıp doktoru görev almamaktadır.Bu en büyük eksikliktir.İnsan sağlığı üzerine olumsuz etkiler bu yollarla gizlenmektedir.

Erzin’e termik santral yapılamayacağı açıktır. Bendis enerji-Selena Firmasınında artık haksız inadından vazgeçerek topraklarımızı terk etmesini istiyoruz.Mücadelemiz en son kirletici de topraklarımızı terk edene kadar sürecektir.

11/10/2015

ERZİN TERMİK SANTRAL KARŞITI PLATFORM

 

 

Kömür Fiyatları, En Büyük 5 Enerji Şirketine 100 Milyon Avro Kaybettirdi.

Temiz enerji yerine kömür tercihi, Avrupa’nın elektrik ihtiyacının %60’ını karşılayan kuruluşların hisselerinde %37 düşüşün en önemli sebebi.

Yeni bir rapora göre, Avrupa’da enerji hizmetlerini sağlayan en büyük beş kuruluşun değeri, temiz enerji yatırımları yerine inatla kömürü tercih ettikleri için, 2008 ve 2013 yılları arasında 100 milyon avro (73 milyon sterlin) düştü.

Bu beş firma -E.ON, RWE, GDF Suez, EDF ve Enel- Karbon İzleme Girişimi(CTI)’nin raporuna göre, kısmen, kayıp yaratan yeni kömür üretim kapasitelerine artan bağımlılıkları nedeniyle,  bu dönemde, hisse değerlerinde toplamda %37’lik düşüş yaşadı.

Kıta’da ekonomik kriz nedeniyle enerji talebindeki düşüş ve Avrupa Birliği’nın yeni temiz enerji yasalarını kanunlaştırması, Avrupa’da kömür kullanımını %5 civarında azaltırken, “büyük beşli” kömüre dayanımlarını %9 arttırdı.

Yüzden fazla yeni kömürlü termik santral yapılacağı açıklandı ancak yapılmadı. Ondokuz  santral inşa edilmişti ancak diğer santraller kapatılırken bunların da kömür yakım kapasitesinde net bir düşüş oldu.

Avrupa’nın elektriğinin neredeyse %60’ını üreten enerji devleri, güneş ve rüzgar enerjilerinde 203GW’lik ek üretim kapasitesi hayata geçerken, kör olmuşlardı.

Michael Grubb, İngiltere’nin enerji yöneticisi Ofgem’in sürdürülebilir enerji danışmanı, “Kömürde büyük bir gelecek olduğu düşüncesiyle yeni yatırım yapan her firma, kendini bu konumda bırakan her şirket, kesinlikle gözlerini açık tutmamış demektir.” dedi.

Grubb, aynı zamanda iklim değişikliği komitesinin eski bir üyesi ve Karbon Yönetimi(Carbon Trust)’de, firmalara karbon emisyonunu azaltma yöntemleri konusunda tavsiye veren bir kuruluş,  baş ekonimist, bu on yıl içinde  daha enerji verimli ve yenilenebilir teknolojilere doğru hızlı yönelim, tomarları, kömür yoğunluklu politikaları nedeniyle, şirketlerin pazar payı ve kar marjından çekip aldı dedi.

‘Avrupa Birliği’nde şirket ölüm döngüsünde sıkışmak’ isimli yeni rapor, Enel’in, nasıl 2008’de kendi fosil yakıt ve temiz enerji faaliyetlerini ayırarak ve kendi yenilenebilir enerji bölümünü toplam kapasitenin %4’ünden, %12’sine sıçratarak, kötüye giden piyasa konjonktürünü tezgahladığını ana hatlarıyla ele alıyor. Geçtiğimiz yılın sonrlarında E.ON’de aynı oyunları oynadı.

Alman enerji şirketi RWE diğer yolu izledi ve beş büyük şirketin en kötü performans sergileyeni oldu. “Bizim rekabet gücümüz fosil yakıtlara -özellikle kömüre- dayalı elektirik üretimini, iklimi koruma amacı sınırları içinde, hayata geçirmeyi başarıp başaramamıza bağlıdır.” Şirketin 2008 yıllık raporundan.

Geçtiğimiz ay, şirket, fosil yakıtlı enerji talebinde bir “inatçı düşüş”ü suçlayarak,  karında %5 düşüş beyan etti. RWE’nin elektiriğinin, 2013 sonunda, yarısından fazlası hala kömürden elde ediliyor. Şirketin yönetim kurulu başkanı Peter Terium, yakın zamanda, büyük kirleticiler için planlanan emisyon kısıtlamasının “mutlak varlıklarını etkileyeceğini” söyledi.

Ancak Karbon İzleme, Avrupa Birliği, üç 2020 hedefini, %20 emisyon azaltmak, enerji payının %20sini yenilenebilire ayırmak ve enerji verimliliğini %20 arttırmak, açıkladığnda, 2008 yılında, bunların RWE’nin duvarında asılı olması gerektiğini savunuyor.

Avrupanın emisyon limitleri ve karbon fiyatlandırma sistemi için düzenlenen, hafifletilmiş ancak hala somut sonuçlar verecek reformlar, gelecek on yılı da devirecek nitelikte ve aynı zamanda 2030 için geçerli hedefler. Matt Gray, raporun yazarlarından bir tanesi, daha temiz enerji sistemlerine geçişin artık durdurulamaz olduğunu savundu.

“Avrupa’da kömürün geleceği oldukça karanlık” diyen Gray, “Yenilenebilir kaynaklar ve durma noktasına gelen enerji talebi nedeniyle, kömür üretiminin bugün ve 2030 arasında önemli ölçüde azalacağını görüyoruz.” dedi.

Karbon İzleme’nin araştırmasındaki bir örnek olay incelemesi, Hamburg’da bulunan, Vattenfall’in yeni Moorburg ağır kömürlü santralinin değerinin düşmesinin “neredeyse kaçınılmaz” olduğunu gösteriyor.

Grubb, “Almanya’nın enerji dönüşümü sistemi vatandaşlara kendi güneş enerjili elektrik üretim sistemlerini şirketlere geri satmaları için yetki vermeye devam ediyor, şirketler, sermayelerini dağıtım ve tedarik servisi alanlarındaki yeni iş olanaklarına yönlendirmekle akıllılık ederler” dedi.

Guardian’a “Hatırı sayılır miktarda değer kaybı görüleceğini düşünüyorum,” diyen Grubb, “bununla birlikte şirketlerin çoğunun suçu sadece kendilerinde araması gerektiğini de düşünüyorum.” diye ekledi.

Çeviren: Elif Cansu İlhan

Orjinal haber: http://www.theguardian.com/environment/2015/jun/05/coal-played-a-part-in-big-five-energy-firms-losing-100bn-in-share-value

“Ergene’de Termik Santral İstemiyoruz” Eylemi

Tekirdağ’ın Ergene İlçesi’nde yapılması planlanan termik santrali istemeyen halk, eylem yaparak ÇED toplantısının yapılmasını ertelettirdi.

Ergene İlçesi’ne kurulması planlanan termik santrale karşılan çıkan bir grup, ÇED bilgilendirme toplantısının yapılacağı belediye düğün salonu önünde toplandı. Ellerinde ‘termik santral istemiyoruz’, ‘yaşanabilir bir çevre , çok şey mi istiyoruz’ yazılı dövizler taşıyan kalabalık sloganlar attı.

Eyleme katılan CHP Tekirdağ Milletvekili Emre Köprülü, halkın termik santral istemediklerini ifade ederek, “Burada bu zulme karşı toplanılmıştır. Burada önemli olan şudur. Bu termik santral ile ilgili olarak konu Ergene Belediyesi’ne geldiğinde belediyemiz bunu kabul etmeyip, izin vermedi. Geçen dönemde çıkan bir karar vardı. Çevre Şehircilik Bakanlığı belediyenin yerine geçerek bu santralin yapılmasına karar verdi. Şimdi ÇED toplantısı yapılacak halkın görüşü alınacaktır. Almayacaksın arkadaş. Neden sen burada halkın seçtiği belediye ret veriyor sen bakanlık olarak bunun iznini veriyorsun. Bu belediye halkın oyları ile seçildi. Halkı temsil ediyor. Hayır ne toplantı, ne de santral olmayacak” dedi.

EYLEMDE GÖZYAŞI DÖKTÜ

Termik santrali istemeyenlerin eylemine annesiyle birlikte katılan 10 yaşındaki Melek Çabuker ise gözyaşlarını tutamayarak ağladı. Küçük kızı ise annesi Hafize Çabuker ve diğer eyleme katılanlar sakinleştirdi.

BAŞKAN YÜKSEL: DAVA AÇACAĞI

Ergene Belediye Başkanı CHP’li Rasim Yüksel, bölgede bulunan dev gıda firmalarının bu termik santral kurulması halinde gitme kararı aldığını söyledi. Termik santralin kurulmaması için dava açacaklarını kaydeden Yüksek, “Biz bu konuyu sizlerden önce başlattık. Bu konu OSB’ye gündemine geldiğinde kendi aramızda tartıştık, ‘hayır’ dedik. Bunun yapılamayacağı OSB yasalarında açık ve net ortadadır. Biz bununla ilgili görüşümüzü bildirdik. Santrale karşıyız, sonuna kadar gideceğiz ve dava da açacağız” diye konuştu.TUTANAK TUTULDU

ÇED bilgilendirme toplantısı için gelen Tekirdağ Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü yetkilileri ile şirket temsilcileri halkın tepkisi üzerine toplantının yapılamadığına ilişkin tutanak tuttu. Tekirdağ Çevre ve Şehircilik Müdür Yardımcısı Kaan Sinan Tohumcu, “Modern Karton Sanayi Ticaret A.Ş.’nin bize yapmış olduğu kömür yakıtlı buhar elektrik santrali için bir ÇED başvurusu vardı. Bunu da halkı bilgilendirmek istedik. Tepkileri gördük, biz bunu bakanlığa iletmek için toplantı yapıyoruz. Halk burada bilgilenmek istemiyor, bunlar tutanağa geçecektir” diyerek ilçeden ayrıldı.

DHA-Mehmet YİRUN

Gölbaşı’nı Seviyoruz, Termik Santral İstemiyoruz!

Gölbaşı Çevre ve Doğa Koruma Derneği, 23 Mayıs Cumartesi günü Adıyaman Gölbaşı’nda bir yürüyüş düzenleyerek ilçede kurulması planlanan termik santral projesini protesto etti.

GÖLBAŞI’NDA TERMİK SANTRAL  İSTEMİYORUZ!

BASINA VE KAMUOYUNA

Termik santrallerin insan sağlığına ve çevreye zarar vererek doğal yaşamı tahribata uğrattığı bilinmektedir. Son dönemde gelişmiş ülkeler fosil yakıtlara dayalı, elektrik üretimini öngören sanayi politikalarında insan ve çevre sağlığına verilen zararlar nedeniyle vazgeçmeye başlamışlardır. Bu politika değişikliğinde havasına, suyuna, toprağına insan sağlığına sahip çıkan yerel halk kitlelerinin bilinçli hareketleri ve tepkileri belirleyici olmuştur. Bu gelişme, fosil yakıt teknolojisini kullanan çok uluslu ve yerel enerji üretim şirketlerinin yatırımlarını Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelere kaydırmasına yol açmıştır.

Türkiye’deki Termik Santrallerden biri de Gölbaşı İlçesine kurulması planlanmaktadır. Harmanlı – Kalemkaş mevkisinde kurulması planlanan Termik Santral  kamuoyu tarafından bilinmektedir. Bölgemizde kurulacak olan termik santral insan sağlığı ve çevre için büyük tehdit oluşturmaktadır. Termik santralin enerji üretebilmesi için yılda yaklaşık 1 milyon 700 bin ton kömür yakılacaktır. Yakılan kömür havayaçok yüksek miktarlarda kükürt dioksit (SO2), azot oksitler ( NOx),  karbonmonoksit  (CO), Ozon (O3),hidrokarbonlar, partiküler madde (PM) salacaktır. Havaya salınan kükürt dioksit ve azot oksitlerasit yağmurlarının oluşumundan birinci derecede sorumludurlar. Bu dabölgemiz için önemli bir geçim kaynağı olan üzüm üreticiliği ve tüm tarımsal faaliyetlerin sonu olacaktır.Bu santrallerin çevreye saldığı atıklar yüzünden, bitki örtüsü başta olmak üzere tüm doğal çevre tahrip olacak , tüm canlı yaşamı olumsuz etkilenecek ve haliyle hayvancılık faaliyetleri yapılamaz hale gelecektir.

Termik santral için kullanılacak su kaynağının Göksu Çayı civarında açılacak olan 2 adet kuyudan sondajla çıkarılacağına raporda yer verilmiştir. Enerji üretimi için santralin saatte 430 ton suya ihtiyacı vardır. Kullanılan bu suyun 106 tonu kirli su olarak açığa çıkacaktır. Bu da ilerleyen zamanlarda tatlı su kaynaklarının zamanla kirlenmesine, tarımsal sulamanın bitme noktasına geleceğini ve temiz su ihtiyacının açığa çıkacağını göstermektedir.

ÇED başvuru dosyasında yer alan bir diğer bilgide kül depolama alanın oluşturulacağı ve bu külün yerin altında saklanacağından bahsedilmektedir. Termik santral küllerinin toplandığı alanda (kül depolarında) oluşan Radon gazı (Ra222) havaya ulaşmaktadır. Bu küllerin üzeri toprakla örtülse dahi toprağın gözeneklerinden geçen Radon gazı havaya karışır. Havaya karışan bu gaz3.8 günlük bir süre içinde Polonyum’a (Po210) ve aktif kurşuna (Pb210) dönüşebilmektedir. Bu nedenle kül yığınları çevreye radyoaktivite yayar. Bacadan atılan maddelerin içinde belki de en önemlisi, linyitte bulunan ve yanma ile açığa çıkarak etrafa yayılanuranyumdur. Küllerdeki uranyum da ayrı bir sorun yaratmaktadır. İnsan sağlığı açısından oldukça tehlikeli olan bu gazlar bölgede kanser vakalarında ciddi bir artış olmasına sebep olacaktır.

Kurulacak olan termik santralde toz ve kül tutmaya yarayanelektrostatik filtreler% 65 – 70 oranında işe yarasa da, bir termik santralın en sık arızalanan üniteleri elektrostatik filtreler olduğundan ve arıza süresince üretimin durdurulup durdurulmayacağı belirsiz olduğundan bu ünitelerin işlevselliği kuşkuludur. Bu filtrelerin arızalanması durumunda havaya saatte 56 ton kül karışacaktır.

Yakın bir zamandaTTB’nin de aralarında olduğu hekim örgütleri, Türkiye’de son birkaç yıldır hızlanan kömürlü termik santral yatırımları ve kentlerde hava kirliliğindeki endişe verici artış dolayısıyla ortak basın açıklaması yapmıştı. Yapılan bu basın açıklamasında Türkiye’de sadece 2010 yılında, dış ortamda partikül madde (PM) ve ozona maruz kalma sonucu 28 bin 924 kişinin hayatını kaybettiğinin tahmin edildiği belirtildi.

Halkın tarlasını değerinin çok üstünde bir parayla satın alan şirket, tarım alanlarını yok ederek, halkı asgari ücretle çalışmaya mahkum etmektedir.

Meydana gelebilecek çevre felaketini gizlemeye çalışan şirketler, işsizlikle halkı kandırmaya çalışmaktadır. Unutulmamalı ki hiçbir istihdam politikası binlerce insanın sağlığını hiçe sayarak uygulanmaz. Geçici iş vaadinde bulunan ve bu şekilde halkı kandırmaya çalışan şirketler termik santral faaliyete geçtikten sonra  geçim kaynağı tarım ve hayvancılık olan insanların iş alanlarının yok olacağını gizlemektedir.

Belediyelere 300 metrelik kilitli parke taşı hibe ederek, iş makinelerini bedelsiz tahsis ederek, bir iki çeşme yaparak, yaratacağınız çevre kirliliğini gizleyemezsiniz.

SİZLERİ BU KARA SEVDADAN VAZGEÇMEYE ÇAĞIRIYORUZ!

Tüm bu nedenlerden dolayı biz aşağıda imzası bulunanlar;

20 yıllık ömrü olan termik santral için çocuklarımızın geleceğini SATMAYACAĞIZ. Gölbaşı’mızın doğasının kirlenmesine izin vermeyeceğiz.

Temiz havamızın yok olmaması içinOrmanlarımızın yok olmaması için,Tarım alanlarımızın yok olmaması için,Hayvan türlerinin yok olmaması için,Eko-sistemle birlikte, BİZ İNSANLARIN YOK OLMAMASI İÇİN GÖLBAŞIN’DA TERMİK SANTRAL İSTEMİYORUZ!!!!

Biz rüzgar, su,güneş gibi alternatif elektrik üretim projelerinin, canlılara ve doğaya zarar vermeyen temiz enerji uygulamalarının hayata geçirilmesini istiyoruz.

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Başkanı: Bilim Oldukça Açık, Kömüre Yer Yok.

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Başkanı, Avustralya Hükümeti’nden yedi temsilciyle yaptığı görüşme sonrasında, kömürde yeni gelişmelere artık yer olmadığını söyledi ve iddialı yenilenebilir enerji hedeflerinin avantajlarını vurguladı.

Christiana Figueres, Avustralya’nın tehlikeli iklim değişikliğiyle mücadelede maksimum çabaya ulaşmak için ulusal bir fikir birliğine gitmesi gerektiğini söylüyor. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Başkanı, Christiana Figuere, Avustralya Hükümeti’nden yedi temsilciyle yaptığı görüşme sonrasında, kömürde yeni gelişmelere artık yer olmadığını söyledi ve iddialı yenilenebilir enerji hedeflerinin avantajlarını vurguladı.

Güney Avustralya hükümetinin düzenlediği, Adelaide’de yapılan buluşmada, federal, eyalet ve bölge yöneticileri yenilenebilir enerji kullanımını sürdürme, enerji verimliliği planlarını koordine etme ve iklim değişikliğine adaptasyonda topluluklara yardım etme konusunda daha yakından çalışmak üzere anlaştılar.

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Anlaşması Yönetici Sekreteri Figueres, eyalet ve bölgeleri Aralık ayında Paris’te düzenlenen iklim konuşmalarındaki  “güçlü” global anlaşmanın yaygınlaşmasında federal hükümetle çalışmaya teşvik etti.

Buluşma Özerk eyaletlerin ve bölgelerin çevre bakanlarının katılımı ile gerçekleşti. Victoria, Güney Avustralya, Queensland ve ACT. Federal Hükümet, Tazmanya ve New South Wales Hükümetleri “kıdemli resmi düzey” de temsil edildi; Western Australia ve Northern Territory buluşmaya katılmadı.

Buluşmanın resmi açıklamasına göre, Figueres endüstriyel dönem öncesine kıyasla 2C artan hava sıcaklığının tehlikeleri konusunda uyarılarda bulundu ve şunu vurguladı“ bilim şu konuda net, yeni ve azalmayan kömür kullanımına yer yok.”

Ardından, Figueres, Avustralya’nın iklim değişikliğinden korunma mücadelesinde, mümkün olan maksimum çabaya ulaşmak için ulusal bir fikir birliğine gitmesi gerektiğini söyledi. Federal Hükümet’in sera gazlarının azaltımına yönelik iddia edilen sessizliği hakkında sordu, ve “ okyanuslar da olduğu gibi, her şeyde med cezirler ve akıntılar var” dedi.

“Temmuz itibariyle Federal Hükümet’in ulusal hedeflerine dönmesini hoş karşılıyoruz ve bunun eyalet ve bölgelerin yaptığı şeyleri kapsayacağından eminim. Şüphem yok ki, hoş bir şaşkınlığa uğrayacağız.” Dedi.

Figueres, eyalet ve bölgelerin uluslar arası düzeyde Avustralya’nın çabalarını daha fazla destekleyebileceğini ve böylece Avustralya’nın gerçekten haklı çabalarıyla diğer endüstrileşmiş ülkelerle beraber yükselebileceğini vurguladı.

“Eyalet ve bölgeler, federal hükümete göre vatandaşlara çok daha yakın ve belki de iklim değişikliği hakkında şikayetleri ve oradaki fırsatları daha iyi yansıtabilirler.”

Figueres Federal Yenilenebilir Enerji Hedefi ( RET) üzerinden ayrıntılı politik çıkmazlar hakkında doğrudan yorumlarda bulunmasa da “ Genellikle, yüksek yenilenebilir enerji hedefi, yatırımı cazip hale getiriyor. Eğer son yıllarda Avustralya’da büyüyen bir şey varsa, o da yenilebilir enerji yatırımlarıdır. Bu da arzulanan yenilenebilir enerji hedefine sahip olmakta olumlu bir faktör.” Dedi.

Federal Hükümet, 2020 ötesi emisyon azaltım hedefleri üzerine danışmaya başladı ve hedefler Paris iklim konuşmaları üzerine odaklanacak.

Eyalet ve bölge bakanlarının resmi açıklamalarına göre İklim Değişikliği Otoritesi’nin tavsiyeleri üzerine, 2020 için minimum azaltım hedefi %19 olarak belirlendi ve 2025’te ise uluslararası beklentilerle buluşmak üzere %30 ‘a kadar yükseltileceği not edildi.

Federal Çevre Bakanı Greg Hunt, önerilen hedeflerin “oldukça güç” olduğunu söyledi. Yeşiller ise, otoritenin önerilerinin 2C ısınmadan kurtulmak için yeterli olmayabileceğini söylüyor.

Güney Avustralya İklim Değişikliği Bakanı, Ian Hunter, Federal Hükümet’in “yandaşları bir kenara alacağını” ve İklim Değişikliği Otoritesi’nin önerdiği hedefleri “benimseyeceğini” umduğunu söyledi.

Victoria Çevre Bakanı Lise Neville, Victoria Hükümeti’nin de İklim Değişikliği Otoritesi’nin önerdiği hedefleri desteklediğini söyledi.” Victoria, Commonwealth’in de İklim Değişikliği Otoritesi’nin raporunda bulunan tavsiyeleri kabul etmesi gerektiğini söyledi.

Avustrulya Hükümeti, Victoria’nın emisyon hedeflerini gözden geçirmek üzere söz verdi ve uzman danışmanlarla çalışarak önemli bir işe başladı.

Queensland Eyaleti Çevre Bakanı Steve Miles, Campbell Newman öncülüğünde alınan galibiyetten sonra eyaletin yeniden iklim değişikliği üzerinde devreye girdiğini söyledi. Hükümet, söylentilere göre bir yerel konseyin deniz seviyesi yükselmesinden bahsetmesini yasakladı.

“Diğer eyaletlerle karbon kirliliğini azaltmak için çalışmaya hazırız.” dedi. “Size kişisel olarak kendimi küresel ısınmayı 2C altında sınırlamak için adadığımı söyleyebilirim, bunu Büyük Set Resifi’nin hatırı, resifteki işler ve çocukların geleceği için yapıyorum.”

CSIRO ve Meteoroloji Barosu tarafından Ocak’ta yayınlanan öngörüler gösteriyor ki Avustralya, 2030 yılında 1986 ve 2005 yılları arasında yaşadığı yıllık ortalama sıcaklıktan 1.3 C daha yüksek bir sıcaklıkla boğuşacak. Yine öngörülere göre bu duruma aşırı kuraklık ve ülkenin güney kesimine düşen yağış miktarının azalması da eşlik edecek.

Bunun da ötesinde eğer atmosfere salınan sera gazlarının miktarında azaltma yaratacak girişim düşük kalırsa Avustralya endüstri öncesi döneme kıyasla 2090’a kadar 5 C’den daha fazla ısınabilir.

Kayıtlara geçmiş en sıcak ve 3. en sıcak yıllarını sırasıyla 2013 ve 2014 yıllarında yaşamış olan Avustralya 1990’dan beri halihazırda 0.9 C ısınmış durumda.

Çeviren: Dilde Hayriye Şerbetçi

Yazının orjinali için: http://www.theguardian.com/environment/2015/may/04/un-climate-chief-says-the-science-is-clear-there-is-no-space-for-new-coal

Sağlık Uzmanlarına Göre Sağlık Sektörü Fosil Yakıtlardan Vazgeçmeli

Tıp Kurumları Koalisyonu tarafından hazırlanan rapora göre sağlık sektörü, tütün yatırımlarında yaptığı gibi fosil yakıtlara da yatırım yapmayı bırakmalı.

Rapor; iklim değişikliğini “21.yüzyılın en büyük küresel sağlık tehdidi” olarak görüyor ve fosil yakıtların yarattığı hava kirliliğinin her yıl milyonlarca erken ölüme yol açtığını belirtiyor. Örgütler 28 milyar Dolarlık Wellcome Trust başta olmak üzere sağlık sektörününfosil yakıtları fonlamaya katkı sağlamamaları gerektiğini belirtiyor.

Sürdürülebilir Sağlık Hizmeti, İklim ve Sağlık Konseyi, Sağlıklı Gezegen İngiltere ve Medsin ile beraber raporu hazırlayan sağlık örgütü Medact direktörü Dr. David McCoy konu hakkında şu açıklamada bulundu: “Fosil yakıtları, hava kirliliği ve iklim değişikliği arasındaki bağlantı çok açık ve sağlık üzerindeki etkileri kabul edilemeyecek düzeyde yüksek. Bu rapor sağlık sektörünün fosil yakıt endüstrisi ile finansal ilişkisini kesme zorunluluğunun altını çizen bir mesaj gönderiyor.”

Rapora göre tütün ve fosil yakıtı endüstrilerinin ikisi de ürünlerinin kullanımının yol açabileceği zarar konusunda şüphe yaratmak için çalışıyor.

Raporda London School of Hygiene and Tropical Medicine’dan kamu sağlığı profesörü Martin McKee’nin açıklamasına da yer verildi: “İngiltere sağlık hizmeti yirmi yıl önce tütünden vazgeçme hareketinin önünü açarak konuyu siyasetin gündemine taşıdı ve daha güçlü bir tütün karşıtı mevzuatı için yolu açtı. Bu rapor 2015 yılında neden artık fosil yakıtlarının etik bir yatırım olarak sayılamayacağını gösteriyor. Zamanımızın en büyük sınavlarından biri de bu olacak.”

İngiltere Tıp Örgütü üyeleri hâlihazırda fosil yakıt kullanımından vazgeçmek üzere oylarını kullanarak dünyada bu konudaki ilk sağlık örgütü oldular. Ancak Wellcome Trust ise vazgeçmeyi reddetti.

Tıbbi araştırmaların dünyada en büyük finansmanlarından biri olan Wellcome Trust sözcüsü yaptığı açıklamada şunları dile getirdi “İklim değişikliği küresel sağlığın önündeki en büyük tehditlerden biri ve Wellcome Trust çevre, sağlık ve beslenme arasındaki bağlantıları beş anahtar araştırma zorluklarımızdan biri olarak görüyor. Kampanyanın amaçlarından birinin de fosil yakıtı endüstrilerinden vazgeçilmesinin teşvik edilmesi olduğunun bilincindeyiz. Ancak yaklaşımı desteklemiyoruz ve kullanıma devam etmenin, vazgeçmektense değişim için daha iyi bir umut teşkil ettiğine inanıyoruz.”

Trust ise Guardian’a fosil yakıt şirketleriyle olan anlaşmalarından örnekler sunamadı. Toplamda £18 milyar tutarındaki bağışı yalnızca Shell, BP, Rio Tinto ve BHP Billiton’a yapılan yatırımlardan oluşuyor. Ancak Trust Guardian’a toplam fosil yakıt varlıklarının değerini açıklayamadı.

Rapor ayrıca İngiltere medical Royal College’ları da fosil yakıt endüstrilerinden vazgeçmeye davet ediyor. Royal College of Surgeons sözcüsü konu hakkında açıklama yaptı “Yatırım portföyümüz açısından raporun bulgularını ve her türlü sonucunu inceleyeceğiz”.

Şehir yetkilileri, üniversiteler ve kiliseler dahil olmak üzere 180’in üstünde kurum halihazırda 50 milyarlık fosil yakıt yatırımlarından vazgeçme taahhüdünü verdi. Bu hareket Güney Afrika apartheid karşıtı kampanyacı baş piskopos Desmond Tutu tarafından da destekleniyor.

Dünyada hükümetler küresel ısınmanın 2C tehlike limitinin altında tutulması için karbon salınımlarını sınırlama sözü vermiş bulunuyor. Yapılan bir dizi analiz bunun dünyanın bilinen ve kullanılabilir durumda olan fosil yakıtlarının büyük kısmının yakılmamaya devam edeceği anlamına geldiğini gösteriyor. Ocak’ta yapılan kapsamlı bir bilimsel çalışma kömür rezervlerinin yüzde 80’i, gaz rezervlerinin yüzde 50’si ve yağ rezervlerinin yüzde 33’ünün yeraltında kalması gerektiğini açıkladı.

Analiz uzmanları söz konusu yakılamayan fosil yakıt rezervlerinin hükümetlerin sözlerini tutması durumunda değerlerini kaybedeceği ve yatırımcılar için kayda değer bir finansal riske yol açacağı konusunda uyarıyor. Dünya Bankası başkanı ve İngiltere Bankası başkanı Mark Carney yeni raporla paralel olarak risk konusunda uyarılarını yaptılar.

Yakın zamanda, Axa Yatırım Müdürleri fosil yakıtı şirketlerinin itibarının vazgeçme kampanyasıyla riske girdiği konusunda uyarı yaptı ve Shell’in iklim değişikliğiyle mücadele edecek küresel amaçlarla şirketin iş modelinin uyumlu olup olmadığının incelenmesi gerektiğine dair bir hissedardan gelen talebi dikkate aldı.

Yeni raporu kaleme alanlardan Alistair Wardrope konu hakkında görüşlerini dile getirdi: “Tüm dünyada insanlar fosil yakıtların sağlık üzerinde bıraktığı etkilerden dolayı hayatlarını kaybediyorlar ancak geleceğin doktorları iklim değişikliğinin sağlık üzerindeki maliyetleriyle sonuna kadar başa çıkmak zorunda kalacaklar. Sağlık örgütlerinin gelecekteki hastalara karşı 21. Yüzyılın en büyük küresel sağlık tehdidini fonlamasını önlemek gibi bir sorumluluğu var.”

Çeviren: Melda Ciner

Boğaziçi Üniversitesi, Soma Kazasına İlişkin Geniş Kapsamlı Rapor Yayınladı

Bğaziçi Üniversitesi Soma Araştırma Grubu’nun yayınladığı “Geliyorum Diyen Facia” isiml raporda “Enerji politikaları madenleri kullanılamaz hale getirerek enerji arzını tehlikeye attığı anlaşılmıştır.”

Özetle, Soma faciası her şeyin düzenli şekilde işlediği yapıda ortaya çıkmış istisnai bir durum değildir. Bozuk kurumsal yapıların ortaya çıkardığı beklenen bir sondur. Bu tür kazaların ve kötü çalışma koşullarının yarattığı sosyal maliyetler belli kesimlerin üzerine yığılmış gözükmektedir. Tüm bunlara ekolojik kıyımların da eklenmesiyle büyümenin ne denli kalkınmadan uzak bir noktaya bizi getirdiğini görmekteyiz. Bu yüzden, Türkiye kısa ve uzun vadeli olarak planlamalar yapıp ku- rumsal anlamda yeniden yapılanmaya gitmediği, büyüme fetişizmini sorgulama- ya başlamadığı, sosyal ve ekolojik maliyetleri masa üzerine yatırmadığı durumda bu tür “kaza”ların devam etmesi maalesef kaçınılmaz gözükmektedir.

10 bölümden oluşan ve Türkiye’nin ekonomik büymesinin yarattığı sorunlardan madenlerdeki robotik sistemlere kadar geniş bir perspektiften hazırlanan bu raporaburadan ulaşabilirsiniz.

Tufanbeyli Termik Santrali İnşaatında İşçiler Eylem Yaptı

Adana’nın Tufanbeyli ilçesinde yapımı devam eden termik santralinde işçiler eylem yapıyor. Yamanlı-Kayarcık-Taşpınar köyleri arasında yer alan ve linyit kömürüne dayalı çalışacak termik santralinde işçiler iş durdurdu.

Adana’nın Tufanbeyli ilçesinde yapımı devam eden termik santralinde işçiler eylem yapıyor.

Yamanlı-Kayarcık-Taşpınar köyleri arasında yer alan ve linyit kömürüne dayalı çalışacak termik santralinde işçiler iş durdurdu. İşçilerin maaşlarının ödenmemesi ve yaklaşık 200 kişinin işten atılması nedeniyle eylem yaptığı belirtildi.

Eylem yapan yaklaşık 3 bin işçi, haklarının verilmesi ve atılan arkadaşlarının tekrar işe başlamasını istedi. İşçiler, işten çıkarılan arkadaşlarının yerine Tayland’dan getirtilen ve ucuz çalıştırılan kişiler nedeniyle görevlerine son verildiğini belirterek, “Bakan ve evlatları ayakkabı kutularında milyon dolarları götürürken burada alın teriyle çalışanlar ekmeklerinden ediliyor. Bu hukuksuzluğa son verilmesini istiyoruz.” dedi.

Çanakkale’deki Kömürlü Termik Santraller, Kazdağındaki Ağaçları Kurutuyor

Çırpılar Köyü’nde yaşayan Mehmet Özenç, kuzeyden esen rüzgarlarla Çan Termik Santrali’nin bacasından çıkan gazların Kazdağları’na kadar uzandığını belirtti.

Fatih DALDAL / BAYRAMİÇ (Çanakkale), (DHA)

– ÇANAKKALE’nin Bayramiç İlçesi sınırları içinde kalan Kazdağları’nın endemik bitki türü ve sembolü Kazdağı Göknarı ve kestane ağaçlarının kuruduğu ve buna asit yağmurlarının neden olabileceği yönündeki iddiaların ardından, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bölgeye hava kalitesi ölçüm aracı gönderdi.

Kazdağları’nın Kuzey yamaçlarının bulunduğu Bayramiç İlçesi’ne bağlı Çırpılar Köyü yakınlarında Ardıçbaşı ile Yedi Kardeşler Mevkii’nde göknar ve kestane ağaçlarında bu yılbaşında kuruma görülmeye başlandı. Ağaçların kuruduğunu gören köylüler endişeye kapılıp, durumu ilgililere ve basına bildirdi. Konuyla ilgiil ulusal ve yerel basında yer alan haberlerde Kazdağları’ndaki göknar ile kestane ağaçlarının kuruduğu, buna da asit yağmurlarının neden olabileceği iddia edildi.

CHP Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş, TBMM’ye konuyla ilgili araştırma önergesi verdi. Harekete geçen, Orman ve Su İşleri Bakanlığı, göknar ve kestane ağaçlarının kuruduğunu doğruladı. Son olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, bölgeye bir hava kalitesi ölçüm aracı gönderdi. Bir ay süreyle Kazdağları’nın Çırpılar Köyü Mevkisi’nde sabitlenen araç, hava kalitesi ölçümü yaptı. Bir kaç gün daha ölçümlerine devam edecek olan aracın daha sonra bölgeden ayrılacağı ve yapılan ölçümlerin analiz sonuçları ilerleyen günlerde açıklanacağı bildirildi. Kazdağları’ndaki göknar ve kestane ağaçlarının kuruma nedeni de belirlenmiş olacak. Ayrıca, köylülerin iddia ettiği gibi, kurumaya Çan İlçesi’ndeki termik santralin neden olup olmadığı da kesinlik kazanacak.

Çırpılar Köyü’nde yaşayan Mehmet Özenç, kuzey esen rüzgarlarla Çan Termik Santrali’nin bacasından çıkan gazların Kazdağları’na kadar uzandığını ileri sürerek, “Kurumanın nedeninin de bu olduğunu düşünüyorum. Çünkü, bu kuruma kuzeyden esen rüzgarlarının estiği yönde meydana geliyor. Başka bölgelerde olmuyor” dedi.

5 Doktor Derneği: Kömürlü Termik Santrallerden Vazgeçin

Türk Tabipleri Birliği, Türk Toraks Derneği, Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği, Halk Uzmanları Derneği ve Çevre İçin Hekimler Derneği bir açıklama yaparak “kömürlü termik santralden vazgeçin” dedi.

Kömürlü termik santraller hakkında bir açıklama yapan Türk Tabipleri Birliği, Türk Toraks Derneği, Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği, Halk Uzmanları Derneği ve Çevre İçin Hekimler Derneği “Bilimsel çalışmalar, kömürlü termik santrallerde çalışanlar ve çevresinde yaşayanlarla ilgili ciddi sağlık sorunlarının oluştuğunu ortaya koymuştur” dedi ve “kömürlü termik santralden vazgeçin” uyarısı yaptı.

KANSER RİSKİ TAŞIYOR

Beş hekim derneği tarafından yapılan açıklamada kömürlü termik santrallerin yarattığı tehlikeye dikkat çekilerek “Ülkemizde de olduğu gibi yerleşim yerleri ile iç içe kurulan kömürlü termik santraller, çevresinde yaşayanların sağlık sorunlarını arttırmaktadır. Türkiye’de kömürlü termik santrallerin yol açtığı sorunlara ilişkin en önemli açıklama Sağlık Bakanlığı tarafından yapılmıştır. Bakanlık bazı termik santrallerin çevresinin, hava kirliliği nedeniyle akciğer kanseri riski taşıdığını açıklamıştır” dedi.

2030 YILINA KADAR YÜZDE 60 ARTACAK

Bilimsel verilere yer verilen açıklamada kömürlü termik santrallerin her yıl 11 milyar ton CO2 salınımına neden olduğu ve bu miktarın fosil yakıt kaynaklı salınımların %40’ından fazlasını oluşturduğu tespitine yer verildi. Bununla ilgili bölümde şu ifadelere yer verildi: “yeni termik santral planları aynen devam ederse kömür kaynaklı CO2 salınımlarının 2030 yılına kadar %60 oranında artış göstereceği hesaplanmaktadır. Benzer bir eğilimle Türkiye de kendi CO2 salınımını %50 oranında arttıracak yeni santraller kurmayı planlamaktadır.”

VAZGEÇİN!

Açıklamanın sonunda hükümete seslenen beş hekim derneği kömürlü santrallerden vazgeçmesi çağrısında bulunarak “Biz de hekim örgütleri olarak, benzer bir çağrıyı ülkemiz için yineliyoruz. Hükümeti; yeni kömürlü termik santrallerin kurulmasına izin vermemeye, kurulu bulunan santrallerde mevcut en iyi uygulamaların kullanılmasını zorunlu tutmaya ve sağlık üzerine en zararlı etkileri olduğu bilinen linyitle çalışanlar başta olmak üzere aşamalı olarak kömürlü termik santrallerden vazgeçmeye çağırıyoruz” dedi.