Boğaziçi Üniversitesi, Soma Kazasına İlişkin Geniş Kapsamlı Rapor Yayınladı

Bğaziçi Üniversitesi Soma Araştırma Grubu’nun yayınladığı “Geliyorum Diyen Facia” isiml raporda “Enerji politikaları madenleri kullanılamaz hale getirerek enerji arzını tehlikeye attığı anlaşılmıştır.”

Özetle, Soma faciası her şeyin düzenli şekilde işlediği yapıda ortaya çıkmış istisnai bir durum değildir. Bozuk kurumsal yapıların ortaya çıkardığı beklenen bir sondur. Bu tür kazaların ve kötü çalışma koşullarının yarattığı sosyal maliyetler belli kesimlerin üzerine yığılmış gözükmektedir. Tüm bunlara ekolojik kıyımların da eklenmesiyle büyümenin ne denli kalkınmadan uzak bir noktaya bizi getirdiğini görmekteyiz. Bu yüzden, Türkiye kısa ve uzun vadeli olarak planlamalar yapıp ku- rumsal anlamda yeniden yapılanmaya gitmediği, büyüme fetişizmini sorgulama- ya başlamadığı, sosyal ve ekolojik maliyetleri masa üzerine yatırmadığı durumda bu tür “kaza”ların devam etmesi maalesef kaçınılmaz gözükmektedir.

10 bölümden oluşan ve Türkiye’nin ekonomik büymesinin yarattığı sorunlardan madenlerdeki robotik sistemlere kadar geniş bir perspektiften hazırlanan bu raporaburadan ulaşabilirsiniz.

Greenpeace’ten Soma’da Zeytinliklerin Korunması İçin Çağrı

Bakanlar Kurulu tarafından alınan Soma’daki zeytinlik alanların termik santral için acele kamulaştırılması kararı hukuka aykırıdır. Bu nedenle zeytinliklerin sahibi olan Yırcalılar ve Greenpece, acele kamulaştırma kararına karşı Danıştay’da dava açmıştır.

Kolin Şirketler Grubu tarafından Soma’nın Yırca Köyüne yeni bir Kömürlü Termik Santral kurulmak isteniyor.

Soma Kolin Termik Santrali, binlerce metrekarelik zeytinliklerin üzerinde planlanıyor. Oysaki zeytinlikler; Anayasa ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler, 3573 Sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerin Aşılattırılması Hakkında Kanun ve diğer ilgili mevzuatlar uyarınca hukuken koruma altındadır ve bu alanlara zarar verilmesi, bu alanların daraltılması yasaklanmıştır.

Bakanlar Kurulu tarafından alınan Soma’daki zeytinlik alanların termik santral için acele kamulaştırılması kararı hukuka aykırıdır. Bu nedenle zeytinliklerin sahibi olan Yırcalılar ve Greenpece, acele kamulaştırma kararına karşı Danıştay’da dava açmıştır.

Kamulaştırma süreci henüz tamamlanmamış, Yırcalılara süreç ile ilgili hukuka uygun tebligat yapılmamıştır.

Soma Yırcalılar, zeytinliklerini kaybetmek istemedikleri ve yaşam alanlarında termik santral istemedikleri için, hukuk mücadelesine başladıkları andan itibaren bölgedeki idari makamlar da dahil olmak üzere şirket tarafından vazgeçirilmek istenmektedir.

Son olarak Soma Garnizon Komutanı köye gelerek şirket tarafından zeytinliklerin çevresine çit çekileceği bilgisini vermiş ve köylülerin karşı çıkmaması istenmiştir.

Yırcalılar ve Greenpeace, Soma Kaymakamlığı ve Soma Belediye Başkanlığı’na başvurarak yaşanan tüm süreçten idari makamları haberdar etmiş ve zeytinliklerin korunması içn tedbir alınmasını talep edilmiştir.

Bugün itibari ile şirketin zeytinliklerin çevresine çit çektiğini öğrenmiş bulunmaktayız. Hukuka aykırı olarak işletilen bu süreç devam etmekte ve yüzlerce yıldır orada bulunan zeytinliklere yönelik tehdit, her geçen gün artmaktadır.

Bu nedenle çevre örgütlerini, siyasi partileri ve bireysel olarak tüm yurttaşları zeytinliklere yönelik bu büyük tehdide karşı ses çıkarmaya çağırıyoruz.

Ekte konu ile ilgili bilgilendirme notumuz ve güncel fotoğraflar yer almaktadır.

Zeytinliklere karşı zarar verecek bir müdahalede Soma’ya yol alacağımızı bildirmek isteriz.

Saygılar

İletişim için: Reşit Elçin

Reşit Elçin

Greenpeace Akdeniz

Mobile: +90 530 176 86 94

Tel:   +90 212 292 76 19 

Fax:  +90 212 292 76 22

E-mail: [email protected]

Greenpeace’ten Rapor: Sessiz Katil Kömür

Greenpeace’in yayımladığı ‘Sessiz Katil’ adlı yeni rapor, kömürlü termik santrallerin insan sağlığına etkilerini inceliyor. Rapora göre Türkiye’de kömürlü termik santraller, trafik kazalarından daha fazla can alıyor.

28 Mayıs 2014, İstanbul Greenpeace Akdeniz’in yayımladığı ‘Sessiz Katil’ adlı yeni rapor, Türkiye’de kömürlü termik santrallere bağlı hava kirliliğinin, trafik kazalarından daha fazla ölüme neden olduğunu ortaya koydu. Stuttgart Üniversitesi’nin hava kirliliği modellemesi kullanılarak hazırlanan rapora göre Türkiye, kömürlü termik santrallere bağlı erken ölümler sıralamasında, bütün AB ülkelerini geride bıraktı.

Greenpeace tarafından bugün düzenlenen bir basın toplantısıyla duyurulan rapor, Türkiye’de 2010 yılı itibariyle var olan 19 kömürlü termik santralin insan sağlığına etkilerini incelemesinin yanı sıra, Türkiye’de planlanmış veya izin aşamasındaki santrallerin tahmini etkilerini de ortaya koyuyor.

Basın toplantısında, Greenpeace Uluslararası Enerji Uzmanı Lauri Myllyvirta, Greenpeace Akdeniz İklim ve Enerji Kampanyası Sorumlusu Pınar Aksoğan, Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi Kıdemli Uzmanı Ümit Şahin ve Bartın Platformu kurucusu Prof. Dr. Erdoğan Atmış konuşmacı olarak yer aldı.

Soma’da kömür madeninde yaşanan faciadan büyük bir üzüntü duyduklarını ve yaşananların ve nedenlerinin unutulmasına asla izin vermeyeceklerini ifade eden Greenpeace Akdeniz İklim ve Enerji Kampanyası Sorumlusu Pınar Aksoğan,“Kömür, sadece yer altından çıkarılırken can almıyor. Kömürlü termik santraller, adeta sessiz birer katil gibi, kalp-damar, solunum yolu rahatsızlıkları ve astım, kanser gibi hastalıklara neden olarak, sessizce can almaya devam ediyor. Örneğin Soma Termik Santrali’nin neden olduğu hava kirliliği, sadece 2010 yılında 13.400 yaşam yılı kaybına neden oldu” dedi.

7900 erken ölüm

Rapordaki araştırma sonuçlarına göre, Türkiye’de sadece 2010’da,çalışmakta olan 19 tanekömürlü termik santralden kaynaklanan hava kirliliği7900 erken ölüme yol açtı. TÜİK verilerine göre aynı yıl trafik kazalarından ölenlerin sayısı ise 4045. Santrallerden kaynaklı hava kirliliğine maruz kalan insanların ömrüyaklaşık 10 yılkısaldığından, toplamda yaklaşık79 bin yaşam yılı çalınmış oldu. 2010 yılı itibariyle yapılması planlanan ya da izin aşamasında olan 42 tane kömürlü termik santralin kurulması halinde ise, yaşamlardan çalınan yıllara 34 bin yıl daha eklenecek.

Aksoğan,“Bu raporun verilerini kullandığı 2010 yılından bugüne, planlanan ve izin aşamasında olan kömürlü termik santral sayısı 42’den 80’e çıktı. Oysa Türkiye’nin atmosferinde bir tek daha kömürlü santrale yer yok. Kömürün insan sağlığına yarattığı zararlı etkinin önüne geçmenin tek yolu, artık yeni kömürlü termik santrallere izin verilmemesi ve var olan santrallerin aşamalı olarak kapatılması. Bunun yapılabilmesi için, Enerji Bakanlığı’nın artık yenilenebilir enerjiler ve enerji verimliliğini öncelik haline getirerek, kendisine bir yol haritası belirlemesi ve bu yol haritasını uygulamaya başlaması gerekiyor”dedi.

Greenpeace’in Avrupa Yenilenebilir Enerji Konseyi ve Dünya Rüzgâr Enerjisi Konseyi ile birlikte hazırladığı Enerji [D]evrimi raporu, Türkiye’nin 2040’a kadar elektrik ihtiyacının %85’ini yenilenebilir enerjilerden karşılayabileceğini gösteriyor.

Rapora ulaşmak için: http://www.greenpeace.org/turkey/tr/press/reports/sessiz-katil-raporu-270514/

Yaşam yılı kaybı nedir:Almanya’daki Stuttgart Üniversitesi, hava kirliliğinden kaynaklanan ölüm sayısını erken ölümler sebebiyle kaybolan yıl sayısına dönüştürüyor. Raporumuzda da kullanılan bu modele göre, parçacık kirliliğinden dolayı bireyin ömrü 11 yıl, ozon gazına maruz kalanların ömrü 9 ay kısalıyor.
Detaylı bilgi için: Pınar Aksoğan, Greenpeace Akdeniz İklim ve Enerji Kampanyası Sorumlusu, [email protected]e.org 0 533 499 30 47

Gülçin Şahin, Greenpeace Akdeniz İletişim Sorumlusu, [email protected] 0 530 963 10 91

28/05/2014