Gölbaşı’nı Seviyoruz, Termik Santral İstemiyoruz!

Gölbaşı Çevre ve Doğa Koruma Derneği, 23 Mayıs Cumartesi günü Adıyaman Gölbaşı’nda bir yürüyüş düzenleyerek ilçede kurulması planlanan termik santral projesini protesto etti.

GÖLBAŞI’NDA TERMİK SANTRAL  İSTEMİYORUZ!

BASINA VE KAMUOYUNA

Termik santrallerin insan sağlığına ve çevreye zarar vererek doğal yaşamı tahribata uğrattığı bilinmektedir. Son dönemde gelişmiş ülkeler fosil yakıtlara dayalı, elektrik üretimini öngören sanayi politikalarında insan ve çevre sağlığına verilen zararlar nedeniyle vazgeçmeye başlamışlardır. Bu politika değişikliğinde havasına, suyuna, toprağına insan sağlığına sahip çıkan yerel halk kitlelerinin bilinçli hareketleri ve tepkileri belirleyici olmuştur. Bu gelişme, fosil yakıt teknolojisini kullanan çok uluslu ve yerel enerji üretim şirketlerinin yatırımlarını Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelere kaydırmasına yol açmıştır.

Türkiye’deki Termik Santrallerden biri de Gölbaşı İlçesine kurulması planlanmaktadır. Harmanlı – Kalemkaş mevkisinde kurulması planlanan Termik Santral  kamuoyu tarafından bilinmektedir. Bölgemizde kurulacak olan termik santral insan sağlığı ve çevre için büyük tehdit oluşturmaktadır. Termik santralin enerji üretebilmesi için yılda yaklaşık 1 milyon 700 bin ton kömür yakılacaktır. Yakılan kömür havayaçok yüksek miktarlarda kükürt dioksit (SO2), azot oksitler ( NOx),  karbonmonoksit  (CO), Ozon (O3),hidrokarbonlar, partiküler madde (PM) salacaktır. Havaya salınan kükürt dioksit ve azot oksitlerasit yağmurlarının oluşumundan birinci derecede sorumludurlar. Bu dabölgemiz için önemli bir geçim kaynağı olan üzüm üreticiliği ve tüm tarımsal faaliyetlerin sonu olacaktır.Bu santrallerin çevreye saldığı atıklar yüzünden, bitki örtüsü başta olmak üzere tüm doğal çevre tahrip olacak , tüm canlı yaşamı olumsuz etkilenecek ve haliyle hayvancılık faaliyetleri yapılamaz hale gelecektir.

Termik santral için kullanılacak su kaynağının Göksu Çayı civarında açılacak olan 2 adet kuyudan sondajla çıkarılacağına raporda yer verilmiştir. Enerji üretimi için santralin saatte 430 ton suya ihtiyacı vardır. Kullanılan bu suyun 106 tonu kirli su olarak açığa çıkacaktır. Bu da ilerleyen zamanlarda tatlı su kaynaklarının zamanla kirlenmesine, tarımsal sulamanın bitme noktasına geleceğini ve temiz su ihtiyacının açığa çıkacağını göstermektedir.

ÇED başvuru dosyasında yer alan bir diğer bilgide kül depolama alanın oluşturulacağı ve bu külün yerin altında saklanacağından bahsedilmektedir. Termik santral küllerinin toplandığı alanda (kül depolarında) oluşan Radon gazı (Ra222) havaya ulaşmaktadır. Bu küllerin üzeri toprakla örtülse dahi toprağın gözeneklerinden geçen Radon gazı havaya karışır. Havaya karışan bu gaz3.8 günlük bir süre içinde Polonyum’a (Po210) ve aktif kurşuna (Pb210) dönüşebilmektedir. Bu nedenle kül yığınları çevreye radyoaktivite yayar. Bacadan atılan maddelerin içinde belki de en önemlisi, linyitte bulunan ve yanma ile açığa çıkarak etrafa yayılanuranyumdur. Küllerdeki uranyum da ayrı bir sorun yaratmaktadır. İnsan sağlığı açısından oldukça tehlikeli olan bu gazlar bölgede kanser vakalarında ciddi bir artış olmasına sebep olacaktır.

Kurulacak olan termik santralde toz ve kül tutmaya yarayanelektrostatik filtreler% 65 – 70 oranında işe yarasa da, bir termik santralın en sık arızalanan üniteleri elektrostatik filtreler olduğundan ve arıza süresince üretimin durdurulup durdurulmayacağı belirsiz olduğundan bu ünitelerin işlevselliği kuşkuludur. Bu filtrelerin arızalanması durumunda havaya saatte 56 ton kül karışacaktır.

Yakın bir zamandaTTB’nin de aralarında olduğu hekim örgütleri, Türkiye’de son birkaç yıldır hızlanan kömürlü termik santral yatırımları ve kentlerde hava kirliliğindeki endişe verici artış dolayısıyla ortak basın açıklaması yapmıştı. Yapılan bu basın açıklamasında Türkiye’de sadece 2010 yılında, dış ortamda partikül madde (PM) ve ozona maruz kalma sonucu 28 bin 924 kişinin hayatını kaybettiğinin tahmin edildiği belirtildi.

Halkın tarlasını değerinin çok üstünde bir parayla satın alan şirket, tarım alanlarını yok ederek, halkı asgari ücretle çalışmaya mahkum etmektedir.

Meydana gelebilecek çevre felaketini gizlemeye çalışan şirketler, işsizlikle halkı kandırmaya çalışmaktadır. Unutulmamalı ki hiçbir istihdam politikası binlerce insanın sağlığını hiçe sayarak uygulanmaz. Geçici iş vaadinde bulunan ve bu şekilde halkı kandırmaya çalışan şirketler termik santral faaliyete geçtikten sonra  geçim kaynağı tarım ve hayvancılık olan insanların iş alanlarının yok olacağını gizlemektedir.

Belediyelere 300 metrelik kilitli parke taşı hibe ederek, iş makinelerini bedelsiz tahsis ederek, bir iki çeşme yaparak, yaratacağınız çevre kirliliğini gizleyemezsiniz.

SİZLERİ BU KARA SEVDADAN VAZGEÇMEYE ÇAĞIRIYORUZ!

Tüm bu nedenlerden dolayı biz aşağıda imzası bulunanlar;

20 yıllık ömrü olan termik santral için çocuklarımızın geleceğini SATMAYACAĞIZ. Gölbaşı’mızın doğasının kirlenmesine izin vermeyeceğiz.

Temiz havamızın yok olmaması içinOrmanlarımızın yok olmaması için,Tarım alanlarımızın yok olmaması için,Hayvan türlerinin yok olmaması için,Eko-sistemle birlikte, BİZ İNSANLARIN YOK OLMAMASI İÇİN GÖLBAŞIN’DA TERMİK SANTRAL İSTEMİYORUZ!!!!

Biz rüzgar, su,güneş gibi alternatif elektrik üretim projelerinin, canlılara ve doğaya zarar vermeyen temiz enerji uygulamalarının hayata geçirilmesini istiyoruz.

Sağlık Uzmanlarına Göre Sağlık Sektörü Fosil Yakıtlardan Vazgeçmeli

Tıp Kurumları Koalisyonu tarafından hazırlanan rapora göre sağlık sektörü, tütün yatırımlarında yaptığı gibi fosil yakıtlara da yatırım yapmayı bırakmalı.

Rapor; iklim değişikliğini “21.yüzyılın en büyük küresel sağlık tehdidi” olarak görüyor ve fosil yakıtların yarattığı hava kirliliğinin her yıl milyonlarca erken ölüme yol açtığını belirtiyor. Örgütler 28 milyar Dolarlık Wellcome Trust başta olmak üzere sağlık sektörününfosil yakıtları fonlamaya katkı sağlamamaları gerektiğini belirtiyor.

Sürdürülebilir Sağlık Hizmeti, İklim ve Sağlık Konseyi, Sağlıklı Gezegen İngiltere ve Medsin ile beraber raporu hazırlayan sağlık örgütü Medact direktörü Dr. David McCoy konu hakkında şu açıklamada bulundu: “Fosil yakıtları, hava kirliliği ve iklim değişikliği arasındaki bağlantı çok açık ve sağlık üzerindeki etkileri kabul edilemeyecek düzeyde yüksek. Bu rapor sağlık sektörünün fosil yakıt endüstrisi ile finansal ilişkisini kesme zorunluluğunun altını çizen bir mesaj gönderiyor.”

Rapora göre tütün ve fosil yakıtı endüstrilerinin ikisi de ürünlerinin kullanımının yol açabileceği zarar konusunda şüphe yaratmak için çalışıyor.

Raporda London School of Hygiene and Tropical Medicine’dan kamu sağlığı profesörü Martin McKee’nin açıklamasına da yer verildi: “İngiltere sağlık hizmeti yirmi yıl önce tütünden vazgeçme hareketinin önünü açarak konuyu siyasetin gündemine taşıdı ve daha güçlü bir tütün karşıtı mevzuatı için yolu açtı. Bu rapor 2015 yılında neden artık fosil yakıtlarının etik bir yatırım olarak sayılamayacağını gösteriyor. Zamanımızın en büyük sınavlarından biri de bu olacak.”

İngiltere Tıp Örgütü üyeleri hâlihazırda fosil yakıt kullanımından vazgeçmek üzere oylarını kullanarak dünyada bu konudaki ilk sağlık örgütü oldular. Ancak Wellcome Trust ise vazgeçmeyi reddetti.

Tıbbi araştırmaların dünyada en büyük finansmanlarından biri olan Wellcome Trust sözcüsü yaptığı açıklamada şunları dile getirdi “İklim değişikliği küresel sağlığın önündeki en büyük tehditlerden biri ve Wellcome Trust çevre, sağlık ve beslenme arasındaki bağlantıları beş anahtar araştırma zorluklarımızdan biri olarak görüyor. Kampanyanın amaçlarından birinin de fosil yakıtı endüstrilerinden vazgeçilmesinin teşvik edilmesi olduğunun bilincindeyiz. Ancak yaklaşımı desteklemiyoruz ve kullanıma devam etmenin, vazgeçmektense değişim için daha iyi bir umut teşkil ettiğine inanıyoruz.”

Trust ise Guardian’a fosil yakıt şirketleriyle olan anlaşmalarından örnekler sunamadı. Toplamda £18 milyar tutarındaki bağışı yalnızca Shell, BP, Rio Tinto ve BHP Billiton’a yapılan yatırımlardan oluşuyor. Ancak Trust Guardian’a toplam fosil yakıt varlıklarının değerini açıklayamadı.

Rapor ayrıca İngiltere medical Royal College’ları da fosil yakıt endüstrilerinden vazgeçmeye davet ediyor. Royal College of Surgeons sözcüsü konu hakkında açıklama yaptı “Yatırım portföyümüz açısından raporun bulgularını ve her türlü sonucunu inceleyeceğiz”.

Şehir yetkilileri, üniversiteler ve kiliseler dahil olmak üzere 180’in üstünde kurum halihazırda 50 milyarlık fosil yakıt yatırımlarından vazgeçme taahhüdünü verdi. Bu hareket Güney Afrika apartheid karşıtı kampanyacı baş piskopos Desmond Tutu tarafından da destekleniyor.

Dünyada hükümetler küresel ısınmanın 2C tehlike limitinin altında tutulması için karbon salınımlarını sınırlama sözü vermiş bulunuyor. Yapılan bir dizi analiz bunun dünyanın bilinen ve kullanılabilir durumda olan fosil yakıtlarının büyük kısmının yakılmamaya devam edeceği anlamına geldiğini gösteriyor. Ocak’ta yapılan kapsamlı bir bilimsel çalışma kömür rezervlerinin yüzde 80’i, gaz rezervlerinin yüzde 50’si ve yağ rezervlerinin yüzde 33’ünün yeraltında kalması gerektiğini açıkladı.

Analiz uzmanları söz konusu yakılamayan fosil yakıt rezervlerinin hükümetlerin sözlerini tutması durumunda değerlerini kaybedeceği ve yatırımcılar için kayda değer bir finansal riske yol açacağı konusunda uyarıyor. Dünya Bankası başkanı ve İngiltere Bankası başkanı Mark Carney yeni raporla paralel olarak risk konusunda uyarılarını yaptılar.

Yakın zamanda, Axa Yatırım Müdürleri fosil yakıtı şirketlerinin itibarının vazgeçme kampanyasıyla riske girdiği konusunda uyarı yaptı ve Shell’in iklim değişikliğiyle mücadele edecek küresel amaçlarla şirketin iş modelinin uyumlu olup olmadığının incelenmesi gerektiğine dair bir hissedardan gelen talebi dikkate aldı.

Yeni raporu kaleme alanlardan Alistair Wardrope konu hakkında görüşlerini dile getirdi: “Tüm dünyada insanlar fosil yakıtların sağlık üzerinde bıraktığı etkilerden dolayı hayatlarını kaybediyorlar ancak geleceğin doktorları iklim değişikliğinin sağlık üzerindeki maliyetleriyle sonuna kadar başa çıkmak zorunda kalacaklar. Sağlık örgütlerinin gelecekteki hastalara karşı 21. Yüzyılın en büyük küresel sağlık tehdidini fonlamasını önlemek gibi bir sorumluluğu var.”

Çeviren: Melda Ciner

Boğaziçi Üniversitesi, Soma Kazasına İlişkin Geniş Kapsamlı Rapor Yayınladı

Bğaziçi Üniversitesi Soma Araştırma Grubu’nun yayınladığı “Geliyorum Diyen Facia” isiml raporda “Enerji politikaları madenleri kullanılamaz hale getirerek enerji arzını tehlikeye attığı anlaşılmıştır.”

Özetle, Soma faciası her şeyin düzenli şekilde işlediği yapıda ortaya çıkmış istisnai bir durum değildir. Bozuk kurumsal yapıların ortaya çıkardığı beklenen bir sondur. Bu tür kazaların ve kötü çalışma koşullarının yarattığı sosyal maliyetler belli kesimlerin üzerine yığılmış gözükmektedir. Tüm bunlara ekolojik kıyımların da eklenmesiyle büyümenin ne denli kalkınmadan uzak bir noktaya bizi getirdiğini görmekteyiz. Bu yüzden, Türkiye kısa ve uzun vadeli olarak planlamalar yapıp ku- rumsal anlamda yeniden yapılanmaya gitmediği, büyüme fetişizmini sorgulama- ya başlamadığı, sosyal ve ekolojik maliyetleri masa üzerine yatırmadığı durumda bu tür “kaza”ların devam etmesi maalesef kaçınılmaz gözükmektedir.

10 bölümden oluşan ve Türkiye’nin ekonomik büymesinin yarattığı sorunlardan madenlerdeki robotik sistemlere kadar geniş bir perspektiften hazırlanan bu raporaburadan ulaşabilirsiniz.

Çanakkale’deki Kömürlü Termik Santraller, Kazdağındaki Ağaçları Kurutuyor

Çırpılar Köyü’nde yaşayan Mehmet Özenç, kuzeyden esen rüzgarlarla Çan Termik Santrali’nin bacasından çıkan gazların Kazdağları’na kadar uzandığını belirtti.

Fatih DALDAL / BAYRAMİÇ (Çanakkale), (DHA)

– ÇANAKKALE’nin Bayramiç İlçesi sınırları içinde kalan Kazdağları’nın endemik bitki türü ve sembolü Kazdağı Göknarı ve kestane ağaçlarının kuruduğu ve buna asit yağmurlarının neden olabileceği yönündeki iddiaların ardından, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bölgeye hava kalitesi ölçüm aracı gönderdi.

Kazdağları’nın Kuzey yamaçlarının bulunduğu Bayramiç İlçesi’ne bağlı Çırpılar Köyü yakınlarında Ardıçbaşı ile Yedi Kardeşler Mevkii’nde göknar ve kestane ağaçlarında bu yılbaşında kuruma görülmeye başlandı. Ağaçların kuruduğunu gören köylüler endişeye kapılıp, durumu ilgililere ve basına bildirdi. Konuyla ilgiil ulusal ve yerel basında yer alan haberlerde Kazdağları’ndaki göknar ile kestane ağaçlarının kuruduğu, buna da asit yağmurlarının neden olabileceği iddia edildi.

CHP Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş, TBMM’ye konuyla ilgili araştırma önergesi verdi. Harekete geçen, Orman ve Su İşleri Bakanlığı, göknar ve kestane ağaçlarının kuruduğunu doğruladı. Son olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, bölgeye bir hava kalitesi ölçüm aracı gönderdi. Bir ay süreyle Kazdağları’nın Çırpılar Köyü Mevkisi’nde sabitlenen araç, hava kalitesi ölçümü yaptı. Bir kaç gün daha ölçümlerine devam edecek olan aracın daha sonra bölgeden ayrılacağı ve yapılan ölçümlerin analiz sonuçları ilerleyen günlerde açıklanacağı bildirildi. Kazdağları’ndaki göknar ve kestane ağaçlarının kuruma nedeni de belirlenmiş olacak. Ayrıca, köylülerin iddia ettiği gibi, kurumaya Çan İlçesi’ndeki termik santralin neden olup olmadığı da kesinlik kazanacak.

Çırpılar Köyü’nde yaşayan Mehmet Özenç, kuzey esen rüzgarlarla Çan Termik Santrali’nin bacasından çıkan gazların Kazdağları’na kadar uzandığını ileri sürerek, “Kurumanın nedeninin de bu olduğunu düşünüyorum. Çünkü, bu kuruma kuzeyden esen rüzgarlarının estiği yönde meydana geliyor. Başka bölgelerde olmuyor” dedi.

Greenpeace’ten Soma’da Zeytinliklerin Korunması İçin Çağrı

Bakanlar Kurulu tarafından alınan Soma’daki zeytinlik alanların termik santral için acele kamulaştırılması kararı hukuka aykırıdır. Bu nedenle zeytinliklerin sahibi olan Yırcalılar ve Greenpece, acele kamulaştırma kararına karşı Danıştay’da dava açmıştır.

Kolin Şirketler Grubu tarafından Soma’nın Yırca Köyüne yeni bir Kömürlü Termik Santral kurulmak isteniyor.

Soma Kolin Termik Santrali, binlerce metrekarelik zeytinliklerin üzerinde planlanıyor. Oysaki zeytinlikler; Anayasa ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler, 3573 Sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerin Aşılattırılması Hakkında Kanun ve diğer ilgili mevzuatlar uyarınca hukuken koruma altındadır ve bu alanlara zarar verilmesi, bu alanların daraltılması yasaklanmıştır.

Bakanlar Kurulu tarafından alınan Soma’daki zeytinlik alanların termik santral için acele kamulaştırılması kararı hukuka aykırıdır. Bu nedenle zeytinliklerin sahibi olan Yırcalılar ve Greenpece, acele kamulaştırma kararına karşı Danıştay’da dava açmıştır.

Kamulaştırma süreci henüz tamamlanmamış, Yırcalılara süreç ile ilgili hukuka uygun tebligat yapılmamıştır.

Soma Yırcalılar, zeytinliklerini kaybetmek istemedikleri ve yaşam alanlarında termik santral istemedikleri için, hukuk mücadelesine başladıkları andan itibaren bölgedeki idari makamlar da dahil olmak üzere şirket tarafından vazgeçirilmek istenmektedir.

Son olarak Soma Garnizon Komutanı köye gelerek şirket tarafından zeytinliklerin çevresine çit çekileceği bilgisini vermiş ve köylülerin karşı çıkmaması istenmiştir.

Yırcalılar ve Greenpeace, Soma Kaymakamlığı ve Soma Belediye Başkanlığı’na başvurarak yaşanan tüm süreçten idari makamları haberdar etmiş ve zeytinliklerin korunması içn tedbir alınmasını talep edilmiştir.

Bugün itibari ile şirketin zeytinliklerin çevresine çit çektiğini öğrenmiş bulunmaktayız. Hukuka aykırı olarak işletilen bu süreç devam etmekte ve yüzlerce yıldır orada bulunan zeytinliklere yönelik tehdit, her geçen gün artmaktadır.

Bu nedenle çevre örgütlerini, siyasi partileri ve bireysel olarak tüm yurttaşları zeytinliklere yönelik bu büyük tehdide karşı ses çıkarmaya çağırıyoruz.

Ekte konu ile ilgili bilgilendirme notumuz ve güncel fotoğraflar yer almaktadır.

Zeytinliklere karşı zarar verecek bir müdahalede Soma’ya yol alacağımızı bildirmek isteriz.

Saygılar

İletişim için: Reşit Elçin

Reşit Elçin

Greenpeace Akdeniz

Mobile: +90 530 176 86 94

Tel:   +90 212 292 76 19 

Fax:  +90 212 292 76 22

E-mail: [email protected]

Enerji Bakanlığı 10 Ayda 7 Şirkete Kömür İçin Yaklaşık 100 Milyon Tl Teşvik Verdi

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Mayıs 2013-Ocak 2014 arasında 7 şirkete kömür teşviği verildiğini söyledi.

Afyonkarahisar Milletvekili Ahmet Toptaş’ın soru önergesini yanıtlayan Bakan Yıldız, Tekirdağ/Malkara, Uşak, Denizli/Tavas, Zonguldak, Bartın/Amasra, Adana/Tufanbeyli ve Şırnak’ta toplam yedi şirkete kömür teşviği verildiğini belirtti.

Bakan Yıldız, “Enerji arz güvenliğinin sağlanması, sanayimizin ihtiyaç duyduğu yüksek kalorili kömürün temini, bu konudaki dış ticaret açığının kapatılması amacıyla ve özel sektör tarafından gerçekleştirilecek yatırımların artırılması ihtiyacı da göz önünde bulundurularak, yer altı kaynaklarımızın hızlı bir şekilde ekonomiye kazandırılmasını teminen düşük kalorili kömürlerin yanında yüksek kalorili kömür üretimi yatırımlarının da teşvik edilmesinin önü açılmış ve yatırımların hangi bölgede olursa olsun 5. bölge teşviklerinden yararlandırılması kararlaştırılmıştır.” dedi.

Teşvik verien şirketler ve sabit yatırım tutarları şöyle:

TEŞVİK VERİLEN ŞİRKETLER                           SABİT YATIRIM TUTARI

Baltacı Petrol (Tekirdağ)                                            7 milyon TL

Anadolu Madencilik (Uşak)                                        9 milyon TL

Duraksan Sanayi (Denizli)                                         1.13 milyon TL

SFH Enerji (Zonguldak)                                              1.90 milyon TL

Hattat Enerji (Bartın)                                                   1.4 milyar TL

Enerjisa (Adana)                                                        78 milyon TL

Galata Enerji (Şırnak)                                                  750 milyon TL

Amasra’da Kömürlü Termik Santrale Karşı Resim Sergisi

Amasra Belediyesi, planlanan kömürlü termik santrale karşı “Çığlığımıza Kulak Verin” isimli bir karma resim ve fotoğraf sergisi düzenliyor.

Amasra Belediyesi ve Atölye Kalkhedon Artın düzenlediği “Çığlığımıza Kulak Verin” resim ve fotoğraf sergisi 8-9-10 Temmuz tarihleri arasında Amasra’da görülebilir.

Semavi Eyice Caddesinde gerçekleştirilecek olan sergi, 14:00 – 21:00 saatleri arasında gezilebilir.

Zonguldaklıların Mücadelesi Sürüyor: Mahkeme Önünde Eylem Çağrısı

Eren Holding’in Zonguldak’ın Çatalağzı ilçesine kurmak istediği 3. kömürlü termik santralin iptali için açılan davanın duruşması Zonguldak Adliyesi’nde göülecek.

Eren Santrali’nin ÇED Raporu’nun iptali için açtığımız davanın duruşması Zonguldak Adliyesi’nde…

12 Mart Çarşamba Saat 10.00’da…

Biz de oradayız…

Şehrimizin, havasına, suyuna, kurduna, kuşuna, çiçeğine, böceğine sahip çıkıyoruz.

Yaşanabilir Zonguldak Platformu

Zonguldak’ta Yeni Termik Santral İstemiyoruz

Eylem Vakti: Yaşanabilir ZOnguldak Platformu, Zonguldak’a yeni bir termik santral kurulmaması için Eren Holding’e karşı eylem yapıyor.

Zonguldak havası en kirli kentler arasında.Yetkililer “Doğalgazla çözülecek”diyor.Soba ve kalorifelerde tüm kent yılda 150 bin ton, EREN ve ÇATES ise 6 milyon ton kömür yakıyor.Herkes doğalgaz kullansa bile hava kirliliğinin ancak kırkta bir çözülecek.

EREN 4 milyon ton yakacak bir santralin ( ZETES 3) daha inşaatına başlıyor.

Çatalağzı ve Muslu’da artık santral değil kent mezarlığı kazıları yapılıyor.

Şimdi ‘dur’ demezsek, Zonguldak’ ta 78 km.lik sahil şeridinde toplam 12 santral olacak.

Buna izin vermeyeceğiz.

22 Şubat’ta, saat 12.00’de Muslu’dayız.Katılmak isteyenler, Cumartesi günü saat 11.30’da Zonguldak Maden Mühendisleri Odası önünden kalkacak araçlar için gelebilirler.YAŞANABİLİR ZONGULDAK PLATFORMU

Foça’da Termik Santraller Ve Etkileri Tartışılıyor

25 Ocak Cumartesi günü saat 14:00’te Foça Belediyesi Reha Midilli Kültür Merkezi’nde “TERMİK SANTRAL VE CÜRUF ALANLARININ ÇEVRESEL ETKİLERİ VE YENİLENEBİLİR ÇÖZÜMLER” başlıklı panel düzenleniyor.

‘Termik Santral ve Cüruf Alanlarının Çevresel Etkileri ve Yenilenebilir Çözümler’’ konulu panel, 25 Ocak 2014 Cumartesi günü, Foça Belediyesi Reha Midilli Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecektir.

Foça Belediyesi, Foça Çevre ve Kültür Platformu ve Foça Zeytin Üreticileri Birliği tarafından düzenlenen panel, saat 14.00’de başlayacaktır. Tüm halkımız davetlidir.

Program:

*PANEL -‘‘Termik Santral ve Cüruf Alanlarının Çevresel Etkileri ve Yenilenebilir Çözümler’’

Raşit DİRİM – ModeratörFoça Zeytin Üreticileri Birliği Başkanı ve FOÇEP Yürütme Kurulu Üyesi

Yrd. Doç. Dr. Enver Yaser KÜÇÜKGİLDokuz Eylül Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi

Prof. Dr. Ali Osman KARABABAEge Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı, Çevre İçin Hekimler Derneği Başkanı ve EGEÇEP Dönem Sözcüsü

Prof. Dr. Tanay Sıdkı UYARMarmara Üniversitesi Enerji Ana Bilim Dalı Başkanı,Avrupa Yenilenebilir Enerji (EUROSALAR) Türkiye Bölüm Başkanı ve Türkiye Çevre Platformu Koordinatörü

*Türkiye Çevre Direnişleri Özel Gösterimi

Özer AkdemirGazeteci-Yazar ve EGEÇEP Yürütme Kurulu Üyesi

16.01.2014 Foça Belediyesi Basın Bürosu