İskenderun Körfezinde Planlanan 4 Termik Santralin Lisans Başvurusu Reddedildi.

Erzin Termik santral karşıtı haklı mücadelemiz sonucunda bölgemizde lisans başvurusunda bulunan 4 santralin başvurusu reddedilmiştir.Bunlar;

                                              BASIN AÇIKLAMASI

Herşeyden önce dün(10 Ekim Cumartesi) insanlık dışı bir katliam sonucu hayatlarını kaybeden vatandaşlarımızın yakınlarına sabır, millletimize başsağlığı diliyoruz.Bu katliamın tüm yönleriyle aydınlatılmasını bekliyor ve talep ediyoruz. Ankara’da toplanan sivil toplum örgütleri sadece barış için değil, doğayı insan yaşamını savunmak için de oradaydı.

Erzin Termik santral karşıtı haklı mücadelemiz sonucunda bölgemizde lisans başvurusunda bulunan 4 santralin başvurusu reddedilmiştir.Bunlar;

1 -Hatay İli Erzin İlçesinde Burnaz Elektrik Üretim A. Ş. tarafından lisans başvurusunda bulunulan 300 MWe Kurulu Güçte Burnaz Kömürlü Termik Santrali 2 -Hatay İli Erzin İlçesi Aşağı Burnaz Mevkiinde Egemer Elektrik Üretim A. Ş. tarafından lisans başvurusunda bulunulan 1200 MWe Kurulu Güçte Mert Kömürlü Termik Santrali 3 -Hatay İli Dörtyol İlçesi Yeniyurt Mevkiinde Kamertan Madencilik ve Elektrik Üretim A. Ş. tarafından lisans başvurusunda bulunulan 300 MWe Kurulu Güçte Taha Kömürlü Termik Santrali 4 – Hatay İli Erzin İlçesi Yeşiltepe köyünde Zorlu Enerji tarafından lisans başvurusunda bulunulan 7.2 MWe lik Doğal Gaz santrali’dir.

Şu anda geçerli lisansa sahip 900 MWe lik BENDİS enerji-Selena Kömür santrali için firmanın aldığı ilkÇevre Etki Değerlendirme Raporu’nu (ÇED)açtığımız dava sonucunda yetersiz olduğu gerekçesi ile mahkemece iptal edildi.Firmanın yargı süreci tamamlanmadan acele bir şekilde ikinci kez aldığı ÇED raporuna karşı 2015 yılı içinde yine dava açtık ve mahkemenin yaptırdığıbağımsız bilirkişi heyeti raporuikinciÇED’in de yetersiz olduğu yönünde geldi.

Yargılamalar göstermiştir ki bilirkişilerce yetersiz bulunan veya mahkemece iptal edilen ÇED raporları tamamen bilime, hukuka ve gerçeklere aykırı düzenlenmektedir.ÇED raporlarının düzenlenmesi aşamasında olumlu görüş bildiren, itiraz etmeyen kamu kurumlarının da bu işlemleri hukuka bilimsel gerçeklere aykırı olarak gerçekleştiği ortaya çıkmıştır.

Reddedilen lisanlar, iptal edilen ÇED raporları, yetersiz olan mevcut mevzuata bile bilirkişi tarafından aykırı bulunan ÇED raporları yaptığımız mücadelenin ne kadar haklı olduğunun kanıtlarıdır.

Yine yaptığımız hukuki mücadele ilekümülatif etkikonusunu içtihat haline getirdik.Ancak hala kümülatif etki hesabı konusunda mahkemelerin verdiği kararlara uyulmamaktadır.

Toplumsal maliyethesabı ise tüm ısrarlarımıza rağmen hala yok sayılmaktadır.

Bilirkişi heyetlerinde,ÇED düzenleme ekibinde, hiçbir zaman bir tıp doktoru görev almamaktadır.Bu en büyük eksikliktir.İnsan sağlığı üzerine olumsuz etkiler bu yollarla gizlenmektedir.

Erzin’e termik santral yapılamayacağı açıktır. Bendis enerji-Selena Firmasınında artık haksız inadından vazgeçerek topraklarımızı terk etmesini istiyoruz.Mücadelemiz en son kirletici de topraklarımızı terk edene kadar sürecektir.

11/10/2015

ERZİN TERMİK SANTRAL KARŞITI PLATFORM

 

 

Kömür Fiyatları, En Büyük 5 Enerji Şirketine 100 Milyon Avro Kaybettirdi.

Temiz enerji yerine kömür tercihi, Avrupa’nın elektrik ihtiyacının %60’ını karşılayan kuruluşların hisselerinde %37 düşüşün en önemli sebebi.

Yeni bir rapora göre, Avrupa’da enerji hizmetlerini sağlayan en büyük beş kuruluşun değeri, temiz enerji yatırımları yerine inatla kömürü tercih ettikleri için, 2008 ve 2013 yılları arasında 100 milyon avro (73 milyon sterlin) düştü.

Bu beş firma -E.ON, RWE, GDF Suez, EDF ve Enel- Karbon İzleme Girişimi(CTI)’nin raporuna göre, kısmen, kayıp yaratan yeni kömür üretim kapasitelerine artan bağımlılıkları nedeniyle,  bu dönemde, hisse değerlerinde toplamda %37’lik düşüş yaşadı.

Kıta’da ekonomik kriz nedeniyle enerji talebindeki düşüş ve Avrupa Birliği’nın yeni temiz enerji yasalarını kanunlaştırması, Avrupa’da kömür kullanımını %5 civarında azaltırken, “büyük beşli” kömüre dayanımlarını %9 arttırdı.

Yüzden fazla yeni kömürlü termik santral yapılacağı açıklandı ancak yapılmadı. Ondokuz  santral inşa edilmişti ancak diğer santraller kapatılırken bunların da kömür yakım kapasitesinde net bir düşüş oldu.

Avrupa’nın elektriğinin neredeyse %60’ını üreten enerji devleri, güneş ve rüzgar enerjilerinde 203GW’lik ek üretim kapasitesi hayata geçerken, kör olmuşlardı.

Michael Grubb, İngiltere’nin enerji yöneticisi Ofgem’in sürdürülebilir enerji danışmanı, “Kömürde büyük bir gelecek olduğu düşüncesiyle yeni yatırım yapan her firma, kendini bu konumda bırakan her şirket, kesinlikle gözlerini açık tutmamış demektir.” dedi.

Grubb, aynı zamanda iklim değişikliği komitesinin eski bir üyesi ve Karbon Yönetimi(Carbon Trust)’de, firmalara karbon emisyonunu azaltma yöntemleri konusunda tavsiye veren bir kuruluş,  baş ekonimist, bu on yıl içinde  daha enerji verimli ve yenilenebilir teknolojilere doğru hızlı yönelim, tomarları, kömür yoğunluklu politikaları nedeniyle, şirketlerin pazar payı ve kar marjından çekip aldı dedi.

‘Avrupa Birliği’nde şirket ölüm döngüsünde sıkışmak’ isimli yeni rapor, Enel’in, nasıl 2008’de kendi fosil yakıt ve temiz enerji faaliyetlerini ayırarak ve kendi yenilenebilir enerji bölümünü toplam kapasitenin %4’ünden, %12’sine sıçratarak, kötüye giden piyasa konjonktürünü tezgahladığını ana hatlarıyla ele alıyor. Geçtiğimiz yılın sonrlarında E.ON’de aynı oyunları oynadı.

Alman enerji şirketi RWE diğer yolu izledi ve beş büyük şirketin en kötü performans sergileyeni oldu. “Bizim rekabet gücümüz fosil yakıtlara -özellikle kömüre- dayalı elektirik üretimini, iklimi koruma amacı sınırları içinde, hayata geçirmeyi başarıp başaramamıza bağlıdır.” Şirketin 2008 yıllık raporundan.

Geçtiğimiz ay, şirket, fosil yakıtlı enerji talebinde bir “inatçı düşüş”ü suçlayarak,  karında %5 düşüş beyan etti. RWE’nin elektiriğinin, 2013 sonunda, yarısından fazlası hala kömürden elde ediliyor. Şirketin yönetim kurulu başkanı Peter Terium, yakın zamanda, büyük kirleticiler için planlanan emisyon kısıtlamasının “mutlak varlıklarını etkileyeceğini” söyledi.

Ancak Karbon İzleme, Avrupa Birliği, üç 2020 hedefini, %20 emisyon azaltmak, enerji payının %20sini yenilenebilire ayırmak ve enerji verimliliğini %20 arttırmak, açıkladığnda, 2008 yılında, bunların RWE’nin duvarında asılı olması gerektiğini savunuyor.

Avrupanın emisyon limitleri ve karbon fiyatlandırma sistemi için düzenlenen, hafifletilmiş ancak hala somut sonuçlar verecek reformlar, gelecek on yılı da devirecek nitelikte ve aynı zamanda 2030 için geçerli hedefler. Matt Gray, raporun yazarlarından bir tanesi, daha temiz enerji sistemlerine geçişin artık durdurulamaz olduğunu savundu.

“Avrupa’da kömürün geleceği oldukça karanlık” diyen Gray, “Yenilenebilir kaynaklar ve durma noktasına gelen enerji talebi nedeniyle, kömür üretiminin bugün ve 2030 arasında önemli ölçüde azalacağını görüyoruz.” dedi.

Karbon İzleme’nin araştırmasındaki bir örnek olay incelemesi, Hamburg’da bulunan, Vattenfall’in yeni Moorburg ağır kömürlü santralinin değerinin düşmesinin “neredeyse kaçınılmaz” olduğunu gösteriyor.

Grubb, “Almanya’nın enerji dönüşümü sistemi vatandaşlara kendi güneş enerjili elektrik üretim sistemlerini şirketlere geri satmaları için yetki vermeye devam ediyor, şirketler, sermayelerini dağıtım ve tedarik servisi alanlarındaki yeni iş olanaklarına yönlendirmekle akıllılık ederler” dedi.

Guardian’a “Hatırı sayılır miktarda değer kaybı görüleceğini düşünüyorum,” diyen Grubb, “bununla birlikte şirketlerin çoğunun suçu sadece kendilerinde araması gerektiğini de düşünüyorum.” diye ekledi.

Çeviren: Elif Cansu İlhan

Orjinal haber: http://www.theguardian.com/environment/2015/jun/05/coal-played-a-part-in-big-five-energy-firms-losing-100bn-in-share-value

“Ergene’de Termik Santral İstemiyoruz” Eylemi

Tekirdağ’ın Ergene İlçesi’nde yapılması planlanan termik santrali istemeyen halk, eylem yaparak ÇED toplantısının yapılmasını ertelettirdi.

Ergene İlçesi’ne kurulması planlanan termik santrale karşılan çıkan bir grup, ÇED bilgilendirme toplantısının yapılacağı belediye düğün salonu önünde toplandı. Ellerinde ‘termik santral istemiyoruz’, ‘yaşanabilir bir çevre , çok şey mi istiyoruz’ yazılı dövizler taşıyan kalabalık sloganlar attı.

Eyleme katılan CHP Tekirdağ Milletvekili Emre Köprülü, halkın termik santral istemediklerini ifade ederek, “Burada bu zulme karşı toplanılmıştır. Burada önemli olan şudur. Bu termik santral ile ilgili olarak konu Ergene Belediyesi’ne geldiğinde belediyemiz bunu kabul etmeyip, izin vermedi. Geçen dönemde çıkan bir karar vardı. Çevre Şehircilik Bakanlığı belediyenin yerine geçerek bu santralin yapılmasına karar verdi. Şimdi ÇED toplantısı yapılacak halkın görüşü alınacaktır. Almayacaksın arkadaş. Neden sen burada halkın seçtiği belediye ret veriyor sen bakanlık olarak bunun iznini veriyorsun. Bu belediye halkın oyları ile seçildi. Halkı temsil ediyor. Hayır ne toplantı, ne de santral olmayacak” dedi.

EYLEMDE GÖZYAŞI DÖKTÜ

Termik santrali istemeyenlerin eylemine annesiyle birlikte katılan 10 yaşındaki Melek Çabuker ise gözyaşlarını tutamayarak ağladı. Küçük kızı ise annesi Hafize Çabuker ve diğer eyleme katılanlar sakinleştirdi.

BAŞKAN YÜKSEL: DAVA AÇACAĞI

Ergene Belediye Başkanı CHP’li Rasim Yüksel, bölgede bulunan dev gıda firmalarının bu termik santral kurulması halinde gitme kararı aldığını söyledi. Termik santralin kurulmaması için dava açacaklarını kaydeden Yüksek, “Biz bu konuyu sizlerden önce başlattık. Bu konu OSB’ye gündemine geldiğinde kendi aramızda tartıştık, ‘hayır’ dedik. Bunun yapılamayacağı OSB yasalarında açık ve net ortadadır. Biz bununla ilgili görüşümüzü bildirdik. Santrale karşıyız, sonuna kadar gideceğiz ve dava da açacağız” diye konuştu.TUTANAK TUTULDU

ÇED bilgilendirme toplantısı için gelen Tekirdağ Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü yetkilileri ile şirket temsilcileri halkın tepkisi üzerine toplantının yapılamadığına ilişkin tutanak tuttu. Tekirdağ Çevre ve Şehircilik Müdür Yardımcısı Kaan Sinan Tohumcu, “Modern Karton Sanayi Ticaret A.Ş.’nin bize yapmış olduğu kömür yakıtlı buhar elektrik santrali için bir ÇED başvurusu vardı. Bunu da halkı bilgilendirmek istedik. Tepkileri gördük, biz bunu bakanlığa iletmek için toplantı yapıyoruz. Halk burada bilgilenmek istemiyor, bunlar tutanağa geçecektir” diyerek ilçeden ayrıldı.

DHA-Mehmet YİRUN

5 Doktor Derneği: Kömürlü Termik Santrallerden Vazgeçin

Türk Tabipleri Birliği, Türk Toraks Derneği, Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği, Halk Uzmanları Derneği ve Çevre İçin Hekimler Derneği bir açıklama yaparak “kömürlü termik santralden vazgeçin” dedi.

Kömürlü termik santraller hakkında bir açıklama yapan Türk Tabipleri Birliği, Türk Toraks Derneği, Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği, Halk Uzmanları Derneği ve Çevre İçin Hekimler Derneği “Bilimsel çalışmalar, kömürlü termik santrallerde çalışanlar ve çevresinde yaşayanlarla ilgili ciddi sağlık sorunlarının oluştuğunu ortaya koymuştur” dedi ve “kömürlü termik santralden vazgeçin” uyarısı yaptı.

KANSER RİSKİ TAŞIYOR

Beş hekim derneği tarafından yapılan açıklamada kömürlü termik santrallerin yarattığı tehlikeye dikkat çekilerek “Ülkemizde de olduğu gibi yerleşim yerleri ile iç içe kurulan kömürlü termik santraller, çevresinde yaşayanların sağlık sorunlarını arttırmaktadır. Türkiye’de kömürlü termik santrallerin yol açtığı sorunlara ilişkin en önemli açıklama Sağlık Bakanlığı tarafından yapılmıştır. Bakanlık bazı termik santrallerin çevresinin, hava kirliliği nedeniyle akciğer kanseri riski taşıdığını açıklamıştır” dedi.

2030 YILINA KADAR YÜZDE 60 ARTACAK

Bilimsel verilere yer verilen açıklamada kömürlü termik santrallerin her yıl 11 milyar ton CO2 salınımına neden olduğu ve bu miktarın fosil yakıt kaynaklı salınımların %40’ından fazlasını oluşturduğu tespitine yer verildi. Bununla ilgili bölümde şu ifadelere yer verildi: “yeni termik santral planları aynen devam ederse kömür kaynaklı CO2 salınımlarının 2030 yılına kadar %60 oranında artış göstereceği hesaplanmaktadır. Benzer bir eğilimle Türkiye de kendi CO2 salınımını %50 oranında arttıracak yeni santraller kurmayı planlamaktadır.”

VAZGEÇİN!

Açıklamanın sonunda hükümete seslenen beş hekim derneği kömürlü santrallerden vazgeçmesi çağrısında bulunarak “Biz de hekim örgütleri olarak, benzer bir çağrıyı ülkemiz için yineliyoruz. Hükümeti; yeni kömürlü termik santrallerin kurulmasına izin vermemeye, kurulu bulunan santrallerde mevcut en iyi uygulamaların kullanılmasını zorunlu tutmaya ve sağlık üzerine en zararlı etkileri olduğu bilinen linyitle çalışanlar başta olmak üzere aşamalı olarak kömürlü termik santrallerden vazgeçmeye çağırıyoruz” dedi.

Afşin-Elbistan Termik Santralinde Patlama: 1 İşçi Öldü.

Afşin-Elbistan Termik Santrali’nde önceki gece buhar arızasını gidermeye çalışırken meydana gelen patlamada ağır yaralanan 2 işçiden 44 yaşındaki Mustafa Ceylan tedavi gördüğü Malatya’da yaşamını yitirdi.

Dün gece, Afşin-Elbistan A Termik Santrali’ndeki buhar arızasını gidermeye çalışırken meydana gelen patlamada işçiler 28 yaşındaki Kaplan Kubilay ve Mustafa Ceylan ağır yaralandı. İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık görevlileri tarafından ambulansla götürüldükleri Elbistan Devlet Hastanesi’ndeki ilk müdahaleleri yapılan yaralılardan Mustafa Ceylan, Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürülerek Yanık Ünitesi’nde tedaviye alındı.

Vücudunun birçok bölümünde yanık oluşan Ceylan, yapılan müdahaleye rağmen yaşamını yitirdi. Ceylan’ın cesedinin yapılacak otopsinin ardından ailesine teslim edileceği, diğer yaralı Kaplan Kubilay’ın ise hastanedeki tedavisinin sürdüğü bildirildi. Olayla ilgili soruşturma sürdürülüyor. DHA

Çanakkale Çan’da Çed Toplantısı Yapılamadı

Çan-2 Termik Santralı ve Kül Depolama Sahası Projesi ile ilgili ÇED Halkı Bilgilendirme Toplantısı katılımcıların protestosu sonucu yapılamadı.

Çanakkale Çevre ve Şehircilik İl Müdürü Bülent Eğin Başkanlığında Çan İlçesi Kardelen Düğün Salonu’nda başlayan bilgilendirme toplantısı halkın protestosuna sahne oldu. ÇED Halkı Bilgilendirme Toplantısının yasalara göre toplantının amacına uygun şekilde yöre halkına bilgi vermek amaçlı yapılması gerektiğini ifade eden vatandaşlar tepki gösterdi.

“Halkı bilgilendirme toplantıları değil, halkı kandırma toplantıları”

Toplantının başlamasının ardından söz alan Çanakkale Çevre Platformu Eski Dönem Sözcüsü Hicri Nalbant ise, “Bu toplantılar halkı bilgilendirme toplantıları değil, halkı kandırma toplantılarıdır. Toplantı termik santral’in yapılması planlanan Yayaköy halkını bilgilendirmeye yönelik ise, neden Çan’da bir düğün salonunda yapılıyor? Burada olması iyi niyetten yoksun bir anlayışı gösteriyor. Bu toplantı yasal değildir, iptal edilmelidir.Yayaköy’e santralin etki alanına en yakın yerleşim biriminde uygun görülen yerde yeni bir toplantı yapılmalı ve köy halkının katılımı sağlanmalıdır. Bu toplantı geçersizdir, eğer toplantıyı yapmak konusunda ısrar edilirse protesto edecek, toplantıyı terk edeceğiz.” dedi.

Bu arada söz alan Yayaköy Eski Muhtarı Ali Can ise, “Bize bilgi verilmedi, gelen bir yazılı belge de yok” dedi. “Halkı bilgilendirme toplantısında halk yok, burada sadece çevresine duyarlı 3-5 insan var. Çan ilçesi bu kadar kişiden mi ibaret?”diye tepki gösteren çevreciler pankart açarak, “Termikçi şirket, Çan’ı terk et” diyerek slogan attı. Protestoların kesilmemesi üzerine yazılı tutanak düzenleyen Çevre ve Şehircilik bakanlığı yetkilileri toplantıyı başlamadan keserek, bakanlığa yazı yazılacağını ve yeni bir toplantı yerinin belirlenmesi için girişimde bulunulacağını söyledi.

Çan’da çevre kirliliği sorununun yüksek seviyede yaşandığını, ikinci termik santralin, ilçenin geleceği ve halkın sağlığının hiçe sayılması anlamına geldiğini ifade eden Hicri Nalbant bölgede santral kurulmasını istemediklerini, Çan’da faaliyet gösteren mevcut termik santralin bölgede insan yaşamına ve doğaya ciddi tehdit oluşturduğunu söyledi.

“Yörede asmalar bile üzüm vermiyor, çocuklarımızın geleceği tehlikede”

Bölgede ciddi sağlık sorunlarının baş gösterdiğini ve doğanın tümüyle yok olma tehditi altına girdiğini kaydeden Nalbant, “İkinci bir santral kurulursa bu sorunlar beş katına çıkacak. İlk santral kurulurken de temiz santral sloganı ile yola çıkılmıştı, Türkiye’nin en kirli santrali olduğunu görüyoruz. Yayaköy’de asmalarda artık üzüm bile çıkmıyor. Çocuklarımızın geleceği tehlikede. Bu termik santral projesi değil, katliam projesidir.Bugün bu toplantıyı yaptırmadık, ama firma olumlu ÇED raporu da alabilir, işin peşini bırakmayacağız ve iptali için yargıya gideceğiz.” dedi.

Haber: Mine Tarım

Çanakkale Çan’da 2. Termik Santrale Karşı Protesto Çağrısı

Kazdağlarını Savunuyoruz girişimi Çanakkale Çan’a yapılması planlanan ikinci termik santral projesinin Halkın Katılımı toplantısını protesto etmeye çağırıyor.

Odaş enerji şirketinin Çanakkale’nin Çan ilçesine kurmak istediği 340 MWe gücündeki yerli kömüre dayalı termik santral projesi, Çan termik santralinin kurulmasının ardından halkın yoğun tepkisini çekiyor.

Kazdağlarını Savunuyoruz girşiminin protesto çağrısı yaptığı Halkın Katılımı toplantısı 1 Temmuz 2014 salı günü Çan Kardelen düğün salonunda sabah saat 10:00’da başlayacak.

Etkinlik için: https://www.facebook.com/events/652607258148613/?ref_dashboard_filter=upcoming

Bartın’da Eylem: 42 Bin İtiraz Dilekçesi Teslim Edildi

Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce’nin “Amasra’ya termik santral iznini ben verdim” demesinin ve Hema Entegre Termik Santral projesinin ÇED raporunun halkın görüşüne açılmasının ardından geçen 10 günlük sürede Bartınlılar 42 Bin itiraz dilekçesi

Sigara Dumanına Katlanamayan Başbakan Zehir Solunmasına Neden Sessiz?

Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce’nin “Amasra’ya termik santral iznini ben verdim” demesinin ve Hema Entegre Termik Santral projesinin ÇED raporunun halkın görüşüne açılmasının ardından geçen 10 günlük sürede Bartınlılar 42 Bin itiraz dilekçesi toplayarak eylem yaptı.

24 Haziran 2014

Saat 13:00’te Amasra’dan yürüyüşe başlayan Bartınlılar saat 16:00’da Bartın Çevre ve Şehircilik il Müdürlüğü önünde toplandı.

Bartın Belediyesi’nin Elektriği Güneş Panellerinden

Kalabalık önünde açıklama yapan Bartın Belediye Başkanı Cemal Akın “Çevre Düzeni ve Kalkınma Planlarında Termik Santral projesi uygun görülmezken Çevre Bakanının tek başına izin vermesi Bartın’ın sağlıklı kalkınması ve gelişmesi önünde büyük engeldir.” dedi.

ÇED Raporu 5 Kez Kabul Edilmedi

Unesco Geçici Dünya Mirası Listesinde bulunan Amasra’ya kurulması planlanan termik santralin ÇED raporu çevre ve insan sağlığına vereceği zararlar yüzünden daha önce 5 Kez kabul edilmemişti. Son hazırlanan rapor Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce’nin insiyatifilye kabul edildi.

Konuya ilişkin konuşan Bartın Platformu sözcüsü Prof. Erdoğan Atmış; ” Topladığımız dilekçeler gösterdi ki Bartın’da termik santral kurulmasını Bartın halkı istemiyor. Bartın halkına rağmen bu santral yapılamaz, bu projeden bir an önce vazgeçilmelidir. ÇED raporunda 3 devlet kurumunun olumsuz görüşleri görmezden gelindi, santralin çevresel zararlı telafi edilemeyecek şekilde olmasına rağmen şirketin taahhütleri dikkate alındı ve yetkili kurumlar sorumluluklarını yerine getirmedi. Bartın Belediyesinin ve Bartın Platformunun sorularına cevap verilmedi.” dedi.

Bartın’da Dilekçeli Eylem: 35 Bin Dilekçe Teslim Ediliyor

Çevre ve Şehircilik Bakanlığının tanıdığı 10 günlük sürede 35 Bin imza toplayan Bartınlılar 24 Haziran Salı günü saat:16:00’da dilekçeleri teslim edecek.

                                                    BARTIN PLATFORMU’NDAN ÇAĞRI

BİZ ONAY VERMİYORUZ!

“Santrali Bartınlılar isterse kurarız” deyip, yalanlarına ulusal basını da alet ederek devam eden şirket patronuna;

Önce zararlı deyip, daha sonra “Zararı olmayacak” diye rapor veren bilim insanlarına ve yerel/merkezi tüm bürokratlara,

“Onayı ben verdim”, “Bunu yapmazsak bizim hayat standartlarımız çok geriye gider” diyen çevre bakanına, sesleniyoruz:

BİZ ONAY VERMİYORUZ!

Türkiye’de ÇED süreçlerinde daha önce hiç yapılmamış bir şeyi yapacağız dedik ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na toplam 30 bin dilekçeyle itiraz etmeyi hedefledik. Önümüzde 2 iş günü daha kaldığı halde yurttaşlarımızın yoğun ilgisi nedeniyle 30 bin dilekçeyi geçtik. Bugüne kadar Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü’ne 17 bin dilekçe teslim etmiştik, sadece bugün 14 bin dilekçe daha teslim edeceğiz. Bunlar sadece Bartın Platformu’na ulaştırılan dilekçeler. Bize ulaşanlar dışında binlerce dilekçenin de müdürlüğe teslim edildiğini biliyoruz. Bu kadar sayıda yöre sakininin karşı olduğu termik santral ÇED raporunu olumlu bulacak bir karar ancaksiyasi bir kararolacaktır.

Bizler topladığımız dilekçeleri yeterli görmüyoruz. Son iki günde daha fazla dilekçe toplayarak, son dilekçelerimizi Bartın-Amasra halkı olarak hep birlikte teslim etmek istiyoruz. 2001’de planları kesinleşmiş ve yapımına başlanmış mobil (termik) santrali 20 bin kişi hep birlikte iptal ettirmiştik. Şimdi yine omitingdekikalabalığa sizinle ulaşmak istiyoruz.

Bartın ve Amasra halkı olarak, 24 Haziran Salı günü termik santrale karşı itirazımızı 7’den 70’e son kez haykırmak için; Amasra’dan gelen dostlarımızı saat15.00’de Orduyeri Köprüsü’nde karşılıyor, saat16.00’da Çatmaca Mevkisindeki Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü (Yeni Belediye yanı) önünde son itiraz dilekçelerimizi birlikte teslim ediyoruz. Amasramızın yok olmaması ve sağlıklı bir gelecek için;“Termiksiz Yaşam İstiyoruz!”

Bartın Platformu

Etkinliğin Facebook sayfası için: https://t.co/4H6Rgg9R71

Almanya’da Kömüre Geri Dönüş Yok.

Nükleerden vazgeçen Almanya’nın kömüre döndüğünü iddia ediyorlar. Heinrich Böll Vakfı’nın hazırladığı son rapor (The German Coal Conundrum) ise durumun öyle olmadığını gösteriyor.

Almanya kömüre dönmüyor

Soma’daki iş cinayetinin üzerinden bir ay geçti. Dört gün önce Şırnak’ta, yine bir kömür madeninde göçük meydana geldi ve üç işçi daha hayatını kaybetti. Görülüyor ki Soma’dan sonra maden ocaklarındaki denetim arttırılmamış. Enerji ve Çalışma bakanlarının ise hâlâ görevde olduğunu hatırlatmaya bile gerek yok. Halbuki mevcut durumu kontrol etmek için bir süreliğine de olsa tüm ocaklarda üretimin durdurulması ve gerekli kontrollerin yapılması gerekirdi. Fukuşima’daki nükleer kazadan sonra Japonya ülkedeki tüm nükleer santralleri kapattı. Neredeyse üç yıldır ülkede bir tek santral çalışmıyor çünkü denetim, yeni yasal düzenlemeler sürüyor. İşte bizim hükümetin ‘adaleti’ ve ‘kalkınma’ anlayışı bu kadar. Adaleti madende ölen işçiyi değil maden sahibini düşünüyor. Kalkınmak için de işçilerin ölmesi gerekiyor. Bir başka yazımda, AKP’nin ‘büyüme’ adında yeni bir tanrı yarattığını ve bu tanrıyı mutlu etmek için her gün dereleri, ağaçları, ovaları ve insanları ona kurban ettiğini yazmıştım. Soma bunun en büyük örneği oldu. Merak ediyorum, bunun putperestlikten ne farkı var?

Enerjide taşlar yerinden oynuyor. Özellikle elektrik üretiminde bu değişim çok hızlı gerçekleşiyor. Kömür dünyanın elektrik üretiminde en çok kullandığı kaynak ancak vazgeçilmez değil. Tüm mesele, kömürü yakarak ürettiğiniz elektriği, başka kaynaktan yakın fiyata ve çevreye daha az zarar vererek üretebilmek. Almanya bu konuda herkesin merakla izlediği bir ülke çünkü 2050’ye kadar elektrik üretiminin yüzde 80’inin yenilenebilir enerji dediğimiz, rüzgar, güneş ve biyokütle gibi kaynaklardan yapmayı hedefliyor. Fukuşima sonrası aynı anda 8 nükleer reaktörü kapattılar. Kalan dokuz reaktör de 2022 sonuna kadar kapanacak. Yıllardır temiz enerji bir ülkenin ana elektrik üretim kaynağı olamaz diyenler yanılıyor ve panik içinde masallar uyduruyorlar. Nükleerden vazgeçen Almanya’nın kömüre döndüğünü iddia ediyorlar. Heinrich Böll Vakfı’nın hazırladığı son rapor (The German Coal Conundrum) ise durumun öyle olmadığını gösteriyor.

ELEKTRİĞİN YÜZDE 24’Ü TEMİZ ENERJİDEN

Almanya’nın elektrik üretimi 625 milyar kilovatsaati (kWs) geçiyor, Türkiye’nin 2,5 katı. 2003 yılında taşkömüründen 147, linyitten 158 milyar kilovatsaat elektrik üreten Almanya, 2013 yılında aynı kaynaklardan sırasıyla 124 ve 162 milyar kWs elektrik üretti. Linyit aynı kalırken taşkömürü kaynaklı elektrik üretimi azaldı. Aynı dönemde doğalgazın payı değişmedi. Nükleer enerji üretimi ise 165 milyar kWs’ten 97 milyar kWs’e geriledi. Bu açığı da 10 yılda üretimi üçe katlanan yenilenebilir enerji kaynakları yaptı. 2003’te 46 milyar kWs olan üretim, 2013 sonunda 152 milyar kWs’e çıktı ve linyit yakan termik santralleri yakaladı. Almanya, üstüne üstlük elektrik ihracatını da ikiye katladı (33 milyar kWs). Resim ortada. 2013 sonunda yenilenebilr enerji kaynakları Almanya gibi bir sanayi devinin elektrik ihtiyacının yüzde 24’ünü karşıladı. Hedef 2025’te yüzde 40-45’i, 2035’de ise yüzde 55-60’ı tutturmak.

Enerji konusunda plan yaparken, bir başka ülkeyi birebir kopyalamak mümkün değil. Her ülkenin kendi kaynaklarına, tüketim modeline göre bir yol çizmesi gerekir. Bir kaynaktan vazgeçip diğerine geçmek zor ama Almanya örneği gösteriyor ki, kısa zamanda ciddi değişimler mümkün. Bizim gibi enerji üretim kapasitesini yeni kuran ülkelerde ise bu iş daha kolay. Eskiyi söküp yerine yenisini yapmayacağız. Yeni yapılanı doğru yapmak yetecek. Enerji yoğun işletmeleri, ağır sanayi ve bizden 2,5 kat daha fazla elektrik tüketimine rağmen Almanya bu değişimi yapabiliyorsa Türkiye’de yapabilir. Bizim sorunumuz, değişim yerine statükonun ülke yönetimine hakim olması. Ne bir değişim hedefi, ne de sorunları doğru tanımlayan bir politika mevcut. Göçük altında kalan madenciler de, sele kapılan kentliler de işte bu statükoyu savunan enerji politikalarının bir sonucu.

Özgür Gürbüz

Bu yazı http://ozgurgurbuz.blogspot.com.tr/2014/06/almanya-komure-donmuyor.html sitesinden alınmıştır.